Peygamberler hakkında bilinmesi vâcip ve zarûri olan sıfatlar beştir.
Bizim Peygamberimizin diğer peygamberlerden ayrı beş vasfı daha vardır:
Toplam Okunma 733 Bugün Okunma 3
Hz. Allâh’ın Sıfât-ı Zâtiyyesi 6′dır:
Toplam Okunma 707 Bugün Okunma 4
İmanın bu altı şartından birini kabul etmeyen, hepsini inkâr etmiş sayılır. Meselâ, imanın beş şartını kabul edip, âhirete inanmayan kimse müslüman olamaz.
Toplam Okunma 1621 Bugün Okunma 3
Mümkünse kıbleye dönülür, yüksek bir yere oturulur, Eûzü ve Besmele çekilir.
Eller bileklere kadar üç kere yıkanır. Parmaklar birbiri arasına geçirilerek hilâllenir. Parmaktaki yüzük oynatılarak altına su ulaştırılır. (Resim: 1)
Besmele çekilerek ağıza su alınır. (Resim: 2)
Varsa misvak kullanıp, yoksa baş ve şehâdet parmağıyla dişler ovalanır. (Resim: 3) Ağız üç defa çalkalanır.
Besmele çekilir, burna su verilir. (Resim: 4) Oruçlu değilse su burnun yumuşağına kadar çekilip, sol elle burun temizlenir. Bu iş iki kere daha yapılır.
Abdeste kalb ile niyet edilip, Besmele çekerek avuca su alınıp yüz saç bitiminden çene altına, yan taraflardan da kulak yumuşaklarına kadar yıkanır. Kaşların altı ıslatılır. Bu iş iki kere daha yapılır. Her yıkamada yüz ovalanır. (Resim: 5)
Besmele çekerek sağ kol dirsekle beraber ovalanarak yıkanır. (Resim: 6) Bu iş iki kere daha yapılır. Sağ kolda olduğu gibi, sol kol da üç kere yıkanır. (Resim: 7)
Besmele çekerek sağ elle başın dörtte biri mesh edilir. (Resim: 8 ) Sonra şehâdet parmaklarıyla sağ ve sol kulaklar, başparmakla da kulağın arkası meshedilir. (Resim: 9) Elin baş ve işâret parmakları hariç, diğer üç parmaklar ile de boyun meshedilir. (Resim: 10)
Başın tamamını mesh sünnettir. Buna kaplama mesh denir.
Kaplama mesh şöyle yapılır:
Evvelâ, iki el ıslatılır, baş ve işaret parmakları ayrı tutulup üç bitişik ince parmaklar birbirine yapıştırılır. İç tarafları başın önünde saçların başlangıcına konulur. Baş ve şehâdet parmakları ve avuç içi havada olup, başa dokundurulmaz. İki el geriye doğru çekilerek meshedilir. Avuçların içi ile başın yan tarafı, arkadan öne doğru çekerek meshedilir. Sonra işaret parmakları ile kulakların içi meshedilir. Başparmaklar da kulak arkasına konulup, kulak arkaları yukarıdan aşağıya meshedilir. Diğer üç parmakların dış yüzleri ile de ense meshedilir. Boğaz meshedilmez.
Besmele ile sağ ayağın ucundan yıkamaya başlanır. (Resim: 11) Ve ayak parmakları sol elin küçük parmağı ile hilâllenir. Hilâllemeye sağ ayakta küçük parmaktan, sol ayakta ise baş parmaktan başlanır ve alttan üste doğru çekilerek yapılır. Sağ ayak gibi sol ayak da, besmele ile yıkanır. (Resim: 12)
Abdestten sonra artan sudan ayakta ve kıbleye karşı birkaç yudum su içilir. 1, 2 veya 3 defa “Kadr sûresi” okumak menduptur.
|
|
|
|
Resim: 1 Eller bileklere kadar yıkanmalıdır. Yıkanırken bir elin parmakları, diğer elin parmakları arasına geçirilerek hilallenir. Yüzük varsa, oynatılarak altına su geçmesi temin edilir. |
Resim: 2 Misvak kullanmak abdestin sünnetlerindendir. Misvak sağ ele alınır, serçe parmağın üstünden geçirilir, başparmakla altından tutulur. Islatılarak ağzın sağ tarafından başlanır, dişlere enine sürülür. |
|
|
|
| Resim: 3 Ağıza, dolusunca sağ elle su alıp çalkalanır. Yalnız oruçlu olanlar, boğazlarına kaçmaması için ağızlarına suyu dolu dolu almazlar. |
Resim: 4 Buruna su sağ elle verilir, Sol elle temizlenir. Oruçlu olanlar buruna suyu çok hızlı çekmezler. |
|
|
|
|
Resim: 5 |
Resim: 6 Sağ avuca su alınıp, dirseğe doru akıtılır. Kol sol elle dırseklere kadar ovulur. Bölece hiç kuru ver bırakılmaz. |
|
|
|
|
Resim: 7 |
Resim: 8 |
|
|
|
| Resim: 9 Kulakların içi işaret parmakları ile, arkası da başparmağın içi ile meshedilir. |
Resim: 10 Baş ve işaret parmakları hariç, diğer üç parmağın dışıyla boyun mesh edilir. Eller öne doğru çekilir-ken, çene altına doğru değil, kulak altından yüze doğru getirilir. |
|
|
|
|
Resim: 11 |
Resim: 12 |
Toplam Okunma 18373 Bugün Okunma 4
|
|
|
| 1- Tekbir. Gözler secde yerine bakıyor. Ellerin içi kıbleye dönük, başparmak kulak yumuşağına değiyor. İki ayak birbirine paralel, ayaklar arasında 4 parmak sığacak kadar mesafe var. | 1- Tekbir. Gözler secde yerine bakıyor. Eller göğüs hizasında, parmak uçları omuz hizasını geçmiyor. |
|
|
|
| 2- Kıyam. Gözler secde yerine bakıyor. Eller göbek altında bağlanmış vaziyette. Sağ elin küçük parma- ğıyla başparmak, sol elin bileğini halka gibi kavra- mış şekilde. İki ayak arası 4 parmak kadar açık ve birbirine paralel. |
2- Kıyam. Gözler secde yerine bakıyor. Eller göğüs üstünde ve sağ el sol elin üzerinde. |
|
|
|
| 3- Rükü. Gözler iki ayak ucuna bakıyor. Baş ile arka aynı hizada, sırt düz vaziyette ve yere paralel durum da. Bacak ve kollar gergin. Parmaklar açık, sıkıca dizkapaklarını kavramış vaziyette. | 3- Rükü. Gözler iki ayak ucuna bakıyor. Baş ile sırt aynı hizada olmayıp, baş daha yukarda. Parmaklar, araları kapalı olarak hafiften diz kapakları üzerinde. |

4- Secde.
Baş iki el arasında. Alın ve burun yere değiyor. Parmaklar kıbleye doğru. Dirsekler
yere değmiyor ve vücuda yapışık değil. Karın, oyluklardan ayrı . Ayak parmakları kıbleye dönük
Toplam Okunma 23074 Bugün Okunma 4
Iki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından yahut vücudun herhangi bir yerinden tedavi maksadıyla bardak, şişe veya boynuzla kan aldırmaktır. Peygamberimiz (s.a.v)’in sağlıkla ilgili tavsiyelerinden ve bizzat tatbik ettiği sünnetlerindendir.
Hâcamat, sebebi belli bir hastalığın tedavisi olmaktan ziyade kan fazlalığının vücutta meydana getirdiği rahatsızlıkları gidermek için kullanılan genel bir tedavi usûlüdür.
Eskiden yaygın olarak “Hâcamat bıçağı” veya “Hâcamat zembereği” denilen bir aletle tatbik edilen bu usûl, bugün yerini enjektörle kan almaya bırakmıştır. Hâcamat bıçağı, tarak biçiminde, vücutta bir sıra çizik meydana getiren bir alettir. Bir yüzünde birçok yarık bulunan bakır bir kutu içinde tetikli bir zembereğe bağlı olan bıçaklar, düğmesi basılınca zembereğin boşalmasıyla yarıklardan dışarı fırlar ve vücutta çizikler meydana getirir. Bardak vb. bir şeyle çizikler üzerinden kan çekilir. Bir cins sülük de bu iş için kullanılmaktadır. Sülük vücudun ağrıyan bölgelerine konularak kanı emmesi sağlanır.
Hangi araç ve metotla olursa olsun önemli olan kan aldırmaktır. Uzman bir hekimin muayenesi ve tavsiyeşiyle yaptırılan Hâcamat faydalı ve Islâm’da caiz olan bir tedavi usûlüdür.
Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle ve bize emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız Hâcamat bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz.
Peygamberimiz (S.a.v)’in yaptığı ve yapılmasını tavsiye ettiği işlerin şüphesiz bir anlamı ve hikmeti vardır. Onun hayatı bizim için örnektir: “Andolsun Allah’ın Resulü’nde sizin için Allah’ı ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır” (el-Ahzâb, 33/21).
Miraç gecesinde yanından geçtiği bir melek grubunun Peygamberimize: “ümmetine Hâcamatı emret!” diye söylediğini Abdullah b. Abbâs (r.a) rivayet etmektedir (Ali Nâsıf, et-Tâc, III, 203).
Hz. Peygamber efendimiz (S.a.v) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm’a Hâcamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: “Kan aldırma yollarının en güzeli Hâcamattır. (yahut Hâcamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır)”(Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3).
Hz. Peygamber efendimiz (S.a.v) ihramlı iken Hâcamat yaptırmıştır (Buhârî, Savm, 22; Müslim, Hac 87, 88; Ebû Dâvûd Menâsik 35). Ihramlı iken saç kestirmemek şartıyla Hâcamatın caiz olduğu hususunda âlimler arasında görüş birliği vardır. Aynı şekilde Hz. Peygamber (S.a.v) oruçlu iken de Hâcamat yaptırmıştır. Yani kan aldırmıştır (Buhârî, Tıb II; Ebû Davûd, Siyâm 29).
Nâfi (r.a)’den rivayet edildiğine göre Ibn Ömer (r.a) (Kendisine): Nâfi, kan (fazlalaşmak suretiyle) beni yedi. Bunun için sen bana bir Hâcamatçı getir ve genç bir Hâcamatçı seç. Ne yaşlı ne de çocuk Hâcamatçı seçme demiştir.
Nâfi der ki; Ibn Ömer (r.a) şöyle dedi: Ben, Resulullah (S.a.v)’den şu buyruğu işittim: “Hâcamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hâcamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır. Hâfız olanın da hıfzetmek kabıliyetini kuvvetlendirir. Artık kim Hâcamat olmak isterse Allah’ın ismini anarak perşembe günü Hâcamat olsun ” (Ibn Mâce, Kitâbu’t-Tıb, 22).
Ibn Hacer Buhârî şerhindeki Hâcamat bölümünde özetle şu bilgiyi verir: Buhârı, Sahîhinde “Hangi saat Hâcamat olur” başlığı altında bir bâb açmış ve burada Ebû Mûsa’nın geceleyin Hâcamat olduğuna dair bir eseri ile Hz. Peygamber (S.a.v)’in oruçlu iken Hâcamat olduğuna dair Ibn Abbâs (r.a)’ın bir hadîsini rivayet etmiştir.
Ibn Hacer bununla ilgili olarak şöyle der: Hâcamat olmak için uygun vakitler hakkında birkaç hadis vârid olmuş ise de hiçbiri Buhârî’nin sözkonusu ettiği şarta uygun değildi. Bana öyle geliyor ki: Buhârî Hâcamat işinin ihtiyaç olduğu zaman yapılabileceğine ve bunun belirli bir vakte bağlı olmadığına işaret etmek istemiştir. Çünkü Hâcamat işinin geceleyin yapıldığını ve Hz. Peygamber (S.a.v)’in oruçlu iken Hâcamat olduğuna dair hadîsi rivayet etmiştir.
Hâcamatın yani kan aldırmanın insan sağlığına birçok katkıda bulunduğu tıbbî bir gerçeğe dayanır. Özellikle bazı deri hastalıklarının tedavisinde Hâcamatın faydası görülmüştür.
Toplam Okunma 2648 Bugün Okunma 5