Kim ki, can boğaza gelmeden önce Allah'a tövbe ederse, Allah bu pişmanlığı da kabul eder. [H.Ş.]


İslam’ın Şartları

HTML clipboard

İslamın Şartları


İslâm: Resûlullah Efendimiz’in tebliğ buyurduğu şeyleri dil ile ikrar, kalb ile tasdik ederek Cenâb-ı Hakk’a itâat etmektir.

İslâm’ın şartı beştir. Yani İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur.


Kelime-i şehâdet getirmek,
Namaz kılmak,
Zekât vermek,
Ramazan orucunu tutmak,
Haccetmek.


İslamın şartlarını yerine getiren kimseye mümin ve müslüman denir. Bu şartlardan herhangi birini inkâr eden ise dinden çıkmış olur.


Kelime-i Şehâdet


İslâm’ın birinci şartı olan kelime-i şehâdet şudur:

 

Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh“

Mânâsı:

„Ben şehâdet ederim ki, Allâh’dan başka ilâh yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm onun kulu ve resûlüdür.“

Toplam Okunma 363 Bugün Okunma 0

Mezhebler

Mezheb

 

 

Mezheb, büyük din müctehidlerinin edille-i şer’iyye’den çıkardıkları mes’eleler ve hükümler topluluğudur.

 

Mezheb iki kısımdır:

 

  1. İ’tikadda mezhep,
  2. Amelde mezhep.

İ’tikadda hak mezheb, Ehl-i sünnet ve Cemâat mezhebi’dir. Bu da Peygamber Efendimizin ve Ashâbının i’tikad (inanç) ve ameli üzere olanların mezhebidir.

 

Ehl-i sünnet ve cemâat mezhebinin i’tikatta imamları:

 

  1. İmam Ebû Mansûr Mâtüridî
  2. İmam Ebü’l Hasen Eş’ârî.

Biz Müslüman Türkler’in umûmiyetle İ’tikatta imamı, İmam Ebû Mansûr Mâturidî hazretleridir.

 

İmam Ebû Mansûr Muhammed Mâturidî, hicrî 280 (M.894) tarihinde Türkistan’da, Semerkant şehrinin Mâturid köyünde doğmuş ve 333 (M.945) tarihinde Semerkant’ta vefat etmiştir.

 

İmam Eş’arî hazretleri H. 260 (M.873) tarihinde Basra’da doğmuş, 324 (M.936) da Bağdat’ta vefat etmiştir.

 


 

Amelde Hak Mezhebler

 

Ehl-i Sünnet ve Cemaat’in amelde mezhebi dörttür:

 

  1. Hanefî Mezhebi: İmamı, İmâm-ı Â’zam Ebû Hanife’dir. Adı Nu’man, babasının adı Sâbit’tir. Hicrî 80 (M.699) tarihinde Kûfe’de doğmuş, 150 (M.767) tarihinde Bağdat’ta vefat etmiştir.
  2. Mâlikî Mezhebi: İmamı, İmam Malikü’bnü Enes’dir. Hicrî 93 (M.711) tarihinde Medîne-i Münevvere’de doğmuş ve 179 (M.795) tarihinde yine Medîne-i Münevvere’de vefat etmiştir.
  3. Şâfiî Mezhebi: İmamı, İmam Muhammedü’bnü İdrîs-i Şâfiî’dir. Hicri 150 (M.767) tarihinde Gazze’de doğmuş, hicri 204 (M.819) tarihinde Mısır’da vefat etmiştir.
  4. Hanbelî Mezhebi: İmamı, İmam Ahmedü’bnü Hanbel’dir. Hicri 164 tarihinde Bağdat’ta doğmuş, hicri 240 (M.780-855) tarihinde yine Bağdat’ta vefat etmiştir.

Amelde birer hak mezhep olan yukarıda zikrettiğimiz bu mübârek imamların mezhepleri, Kitap, Sünnet, İcmâ-i ümmet ve Kıyas-ı Fukahâ üzerine kurulmuştur.

Toplam Okunma 321 Bugün Okunma 0

Edille-i Şer’iyye Nedir?

Edille-i Şer’iyye

 

Edille-i şer’iyye, dînî ve şer’î hükümlerin çıkarıldığı ve dayandıkları kaynaklardır ki, bunlar da dörttür:

  1. Kitap: Kur’an-ı Kerîm.
  2. Sünnet: Peygamberimizin mübârek sözleri, işle-dikleri ve başkaları tarafından yapılan işlerde o işi tasvip mâhiyetindeki sükûtlarıdır.
  3. İcmâ-ı ümmet: Bir asırda, Ümmet-i Muhammed’in müctehidlerinin bir mesele hakkında ittifak etmeleridir.
  4. Kıyâs-ı Fukahâ: Bir hâdisenin kitap, sünnet ve icmâ-ı ümmetle sâbit olan hükmünü; aynı illete, aynı sebebe ve aynı hikmete dayandırarak o hâdisenin tam benzerinde de isbat etmekten ibârettir.

İctihad: Şer’î hükmü, şer’î delîlinden çıkarma hususunda olanca ilmî kuvvetini sarfetmektir.

 

Müctehid: Herhangi bir şer’î hükmü âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerden çıkaran, kıyas yapabilen büyük âlimdir. Müctehid olabilmek için, bütün islâmî ilimlere vakıf olduktan sonra mevhibe-i ilâhî (Allâh vergisi) olan ledünnî ilme de mazhar olmak lâzımdır.

Toplam Okunma 476 Bugün Okunma 0

Müslümanın Dikkatle Kaçınması Gereken şeyler

  Dikkatle Kaçınılması Gereken şeyler

  1. Ehl-i Sünnete uymayan bozuk i’tikatlar,
  2. Ameli terk etmek,
  3. Niyette ve işlerinde doğruluktan ayrılmak,
  4. Günahta israr etmek,
  5. İslâm ni’metine şükrü terk etmek,
  6. Îmansız gitmekten korkmamak,
  7. Başkalarına zulmetmek,
  8. Sünnet üzere okunan ezana icâbet etmemek,
  9. Dine aykırı olmayan yerlerde, Anne ve babasına âsi olmak,
  10. Çok yemin etmek.
  11. Namazı hafife almak, tadîl-i erkânı terk etmek,
  12. Haram olan içkileri içmek,
  13. Müslümanlara eziyet vermek,
  14. Velî olmadığı halde velilik iddiasında bulunmak,
  15. Günahını unutmak,
  16. Kendini beğenmek, kendisini çok âlim görmek,
  17. Koğuculuk ve gıybet etmek,
  18. Mümin kardeşine hased etmek, çekememek,
  19. Ülü’l-emre itaat etmemek,
  20. Bir adama, tecrübe etmeden, iyi veya kötüdür diye peşin hükümde bulunmak,
  21. Yalan söylemek,
  22. Dîni öğrenmekten kaçınmak,
  23. Erkeklerin kadınlara, kadınların erkeklere benzemeye çalışması,
  24. Din düşmanlarına sevgi beslemek,
  25. Hakîki din âlimlerine düşman olmak.

Toplam Okunma 252 Bugün Okunma 0

Ashâb-ı Kirâm

Ashâb-ı Kirâm

 

Ashab, Peygamber Efendimizi bir kere bile olsun iman gözüyle görüp, sohbetinde bulunan müslümanlardır. Ashâb’ın hepsi çok büyük derece sahibidirler. Çünkü onlar, Peygamberimizi gözleriyle görmüş, en zor zamanlarda onun etrafında kenetlenip mallarıyla, canlarıyla İman ve İslâm’ın yayılması için cihâd etmişler, büyük gayretler göstermişlerdir. Böylece Peygamberimizin en büyük teveccühünü kazanmışlardır. Hepsi de tepeden tırnağa adetâ nur hâline gelmişlerdir.

 

Ulvî dinimizin yayılmasında onlar önderlik etmişlerdir. Bu devirde bir insan tek başına bütün dünyayı fethetse, dünya dolusu altın tasadduk etse, yine de ashâbın en küçüğünün mertebesine erişmesi mümkün değildir. Biz müslümanlar, Ashâb-ı Kirâmın hepsini sevmek, saymak ve hepsine hürmet etmekle mükellefiz. Onların aralarında meydana gelen bazı ihtilaflârdan dolayı, hiç birinin aleyhinde tek kelime söyleyemeyiz. Zira onlar müctehiddir ve ictihadla hareket etmişlerdir. Onlardan birinin aleyhinde konuşan insanın imanı zayıflar, dini çok büyük zarar görür. O insan inancını düzeltmedikçe aslâ kâmil bir mü’min olamaz.

 

Ashab iki kısımdır:

  1. Muhacirîn,
  2. Ensâr.

Muhacirîn, mallarını, mülklerini bırakarak Allâh rızâsı için Mekke’den Medîne’ye hicret eden Mekke’li müslümanlardır.

 

Ensâr ise, Medîne’nin yerlisi olan müslümanlardır. Medîne’ye hicret eden müslüman kardeşlerine, Allâh rızâsı için bütün varlıklarıyla yardımda bulunmuşlardır. Her iki zümre de Allâh rızâsı için yaptıkları bu hareketlerinden dolayı çok büyük sevap ve derece kazanmışlardır.

 

Peygamberlerden sonra insanların en büyüğü Ashâb-ı Kirâm’dır. Ashâbın da en büyüğü sırasıyla Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali’dir. (Radıyallâhü anhüm).

Toplam Okunma 303 Bugün Okunma 0

Peygamberimizi İyi Tanıyalım

Peygamberimizi İyi Tanıyalım

 

Gerek dünya ve âhirette şerefli, faziletli ve iyi insan olabilmek; âlemlere rahmet olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa’yı (s.a.v.) iyi bilmek, iyi anlamak ve ona hakîki ümmet olmakla mümkündür. Bir insan, Peygamberimizi bilmedikten, tanımadıktan, sevmedikten sonra hiçbir şeyle şerefli ve faziletli olamaz.

 

Peygamberimizin adı Muhammed, babasının adı Abdullah, annesinin adı Âmine’dir. Ana rahminde yedi aylık iken babası vefat etmiştir. Milâdî 571 senesi Nisan ayının yirminci gecesine tesadüf eden, Rebîulevvel ayının onikinci (Pazartesi) gecesi sabaha karşı Mekke’de doğmuştur. Doğduğu zaman hiçbir çocuğa benzemiyordu. Onda gözüken peygamberlik nûru, bakan gözleri kamaştırıyordu.

 

Dört yaşına kadar süt annesi Halîme’nin yanında kaldı. Sonra âilesine teslim edildi. Altı yaşında iken annesi Âmine vefat etti. Dedesi Abdü’l-Muttalib onu yanına aldı. Fakat annesinden iki sene sonra, sekiz yaşında iken de dedesi vefat etti. Bu defa da amcası Ebû Talib’in yanında kaldı.

 

Peygamberimizin çocukluk ve gençlik zamanları, bekârlık-evlilik devirleri, hâsılı bütün hayatı hiç bir insana nasip olmayan fazilet ve kemâlât ile geçmiştir.

 

Yirmibeş yaşında Hadicetü’l-Kübrâ vâlidemiz ile evlendi. Hiç bir zaman putlara tapmadı. Çocukluğundan beri onları hiç sevmezdi. Hazret-i İbrahim aleyhisselâm’ın dini üzere Allâh’a ibâdet ederdi. Zaman zaman Mekke’nin yanında bulunan Hira dağına gider, Allâh’ın kudret ve büyüklüğünü düşünürdü. Allâh’ın kendisine tâ ezelde ihsân ettiği aşk ile muhabbet denizine açılır, kalbinde yanan tevhid nurunun pırıltıları içinde Allâh’ı zikrederdi.

 

Peygamberimiz yine bir gün, Hira mağarasında kendisine hâs lâhûti âleme dalmışken, Cebrâîl aleyhisselâm Allâh’ın emri ile ona peygamberlik vazifesini bildirmeye geldi. İnsanlığın kurtarıcısı, Allâh’ın sevgilisi Hazret-i Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem’e:

 

“ – Oku!” dedi. Peygamberimiz:
“ – Ne şey okuyayım? ” dedi. Cibrîl-i Emîn:
“ – Oku!” diye tekrar etti.

Hz. Muhammed (sallallâhü aleyhi ve sellem) aynı cevabı verdi. Bunun üzerine Cibrîl-i Emîn, Peygamberimizi tutup mübârek göğsünü üç defa sıktı. Böylece Peygamberimize mânevî bir ameliyat tatbik edilmiş oldu. Ve Peygamberimiz büyük bir mûcize olarak birden okumaya başlayıverdi. Melek üçüncü emri verdi. Ve ilk olarak vahy olunan âyeti okudu.

Âyetin yüksek meâli şu idi:

“ – Seni yoktan var eden, tedrîcen terbiye edip büyüten, kemâle ulaştıran Rabbi’nin ism-i şerîfi ile oku. O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı. Oku! O çok kerîm olan Rabbinin hakkı için ki, O, kalemle tâ’lim etti; insana bilmediğini öğretti.”

 

Böylece Hazret-i Muhammed (sallallâhü aleyhi ve sellem)’e Peygamberlik vazifesi verildi.

Kur’ân-ı Kerîm, yirmi üç senede tamam oldu. Onüç sene insanları Mekke’de hak yola dâvet etti. Büyük meşakkatlar ve ızdıraplar çekti. Her şeye sabredip Allâh’ın varlığını, birliğini yaymaya çalıştı. Sonra Medîne-i Münevvere’ye hicret etti. On sene de orda peygamberlik vazifesini bütün gücü ile yerine getirmeye çalıştı. İnsanlara insanlığı öğretti, medeniyeti belletti. Karanlık gönülleri İslâm’ın nuru ile aydınlattı. Böylece vazifesini tamamladı. Altmış üç yaşında vefat etti. İnsanlık âlemine de hidâyet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm’i ve sünnet-i seniyyesini tavsiye ve emânet etti.

 

Salât sana, selâm sana ey Allâh’ın Resûlü. Seni hakkı ile bilen ve öven âlemlerin Rabbı Allâhü Teâlâ’dır. Sen Rahmeten lil’âlemînsin. İns ü cinnin peygamberisin. Sen Hâtemü’l-Enbiyâ’sın. Sen “Levlâke Levlâk, lemâ halaktü’l-eflak” hitâb-ı izzetinin muhatabısın. Sen Muhammed Mustafa’sın (sallallâhü aleyhi ve sellem).

Toplam Okunma 597 Bugün Okunma 0

Sayfa 14 / 17« İlk...1213141516...Son »