Muhakkak Oruç tutan için, iftar anında reddolunmayan dua vardır. [H.Ş.]
Currently Browsing: Ne, Nedir?

Hâcemat (Kan Aldırmak) Nedir?

Iki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından yahut vücudun herhangi bir yerinden tedavi maksadıyla bardak, şişe veya boynuzla kan aldırmaktır. Peygamberimiz (s.a.v)’in sağlıkla ilgili tavsiyelerinden ve bizzat tatbik ettiği sünnetlerindendir.

 

Hâcamat, sebebi belli bir hastalığın tedavisi olmaktan ziyade kan fazlalığının vücutta meydana getirdiği rahatsızlıkları gidermek için kullanılan genel bir tedavi usûlüdür.

 

Eskiden yaygın olarak “Hâcamat bıçağı” veya “Hâcamat zembereği” denilen bir aletle tatbik edilen bu usûl, bugün yerini enjektörle kan almaya bırakmıştır. Hâcamat bıçağı, tarak biçiminde, vücutta bir sıra çizik meydana getiren bir alettir. Bir yüzünde birçok yarık bulunan bakır bir kutu içinde tetikli bir zembereğe bağlı olan bıçaklar, düğmesi basılınca zembereğin boşalmasıyla yarıklardan dışarı fırlar ve vücutta çizikler meydana getirir. Bardak vb. bir şeyle çizikler üzerinden kan çekilir. Bir cins sülük de bu iş için kullanılmaktadır. Sülük vücudun ağrıyan bölgelerine konularak kanı emmesi sağlanır.

 

Hangi araç ve metotla olursa olsun önemli olan kan aldırmaktır. Uzman bir hekimin muayenesi ve tavsiyeşiyle yaptırılan Hâcamat faydalı ve Islâm’da caiz olan bir tedavi usûlüdür.

 

Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle ve bize emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız Hâcamat bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz.

 

Peygamberimiz (S.a.v)’in yaptığı ve yapılmasını tavsiye ettiği işlerin şüphesiz bir anlamı ve hikmeti vardır. Onun hayatı bizim için örnektir: “Andolsun Allah’ın Resulü’nde sizin için Allah’ı ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır” (el-Ahzâb, 33/21).

 

Miraç gecesinde yanından geçtiği bir melek grubunun Peygamberimize: “ümmetine Hâcamatı emret!” diye söylediğini Abdullah b. Abbâs (r.a) rivayet etmektedir (Ali Nâsıf, et-Tâc, III, 203).

 

Hz. Peygamber efendimiz (S.a.v) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm’a Hâcamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: “Kan aldırma yollarının en güzeli Hâcamattır. (yahut Hâcamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır)”(Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3).

 

Hz. Peygamber efendimiz (S.a.v) ihramlı iken Hâcamat yaptırmıştır (Buhârî, Savm, 22; Müslim, Hac 87, 88; Ebû Dâvûd Menâsik 35). Ihramlı iken saç kestirmemek şartıyla Hâcamatın caiz olduğu hususunda âlimler arasında görüş birliği vardır. Aynı şekilde Hz. Peygamber (S.a.v) oruçlu iken de Hâcamat yaptırmıştır. Yani kan aldırmıştır (Buhârî, Tıb II; Ebû Davûd, Siyâm 29).

 

Nâfi (r.a)’den rivayet edildiğine göre Ibn Ömer (r.a) (Kendisine): Nâfi, kan (fazlalaşmak suretiyle) beni yedi. Bunun için sen bana bir Hâcamatçı getir ve genç bir Hâcamatçı seç. Ne yaşlı ne de çocuk Hâcamatçı seçme demiştir.

 

Nâfi der ki; Ibn Ömer (r.a) şöyle dedi: Ben, Resulullah (S.a.v)’den şu buyruğu işittim: “Hâcamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hâcamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır. Hâfız olanın da hıfzetmek kabıliyetini kuvvetlendirir. Artık kim Hâcamat olmak isterse Allah’ın ismini anarak perşembe günü Hâcamat olsun ” (Ibn Mâce, Kitâbu’t-Tıb, 22).

 

Ibn Hacer Buhârî şerhindeki Hâcamat bölümünde özetle şu bilgiyi verir: Buhârı, Sahîhinde “Hangi saat Hâcamat olur” başlığı altında bir bâb açmış ve burada Ebû Mûsa’nın geceleyin Hâcamat olduğuna dair bir eseri ile Hz. Peygamber (S.a.v)’in oruçlu iken Hâcamat olduğuna dair Ibn Abbâs (r.a)’ın bir hadîsini rivayet etmiştir.

 

Ibn Hacer bununla ilgili olarak şöyle der: Hâcamat olmak için uygun vakitler hakkında birkaç hadis vârid olmuş ise de hiçbiri Buhârî’nin sözkonusu ettiği şarta uygun değildi. Bana öyle geliyor ki: Buhârî Hâcamat işinin ihtiyaç olduğu zaman yapılabileceğine ve bunun belirli bir vakte bağlı olmadığına işaret etmek istemiştir. Çünkü Hâcamat işinin geceleyin yapıldığını ve Hz. Peygamber (S.a.v)’in oruçlu iken Hâcamat olduğuna dair hadîsi rivayet etmiştir.

 

Hâcamatın yani kan aldırmanın insan sağlığına birçok katkıda bulunduğu tıbbî bir gerçeğe dayanır. Özellikle bazı deri hastalıklarının tedavisinde Hâcamatın faydası görülmüştür.

Toplam Okunma 2650 Bugün Okunma 7

İmanın Devamının Şartları

Dünyada insan için birinci derecede lüzumlu olan imandır. Her insan iman etmek ve bu imanı âhirete götürmekle mükelleftir. Bunun için de, bütün müminlerin aşağıdaki hususlara dikkat etmesi lâzımdır:

  1. Gaybe inanmak. Gayb, beş duyu ile anlaşılamayan şeylerdir. Allâh, melek, Cennet, Cehennem ve cin gibi.
  2. Helâlin helâl olduğuna inanmak. Yâni helâl şeylere haram dememek.
  3. Haramın haram olduğuna inanmak. Yâni haram olan şeylere helâl dememek. Meselâ: Bira dahil alkollü içkilere, faize ve diğer haram olan şeylere helâl dememek.
  4. Dâima Allâh’dan korkmak.
  5. Mukaddesâta (İslam’ın mukaddes saydığı şeylere) hürmetkâr olup hafife almaktan kaçınmak.
  6. Allâh’ın rahmetinden ümidini kesmemek.
  7. Kâfiri kâfir bilmek, mü’mini mü’min bilmek. Meselâ: Bir kimse, sözle, yazıyla veya fiilen din düşmanlığı yapan birine müslüman dese dinden çıkar.
    Ayrıca, dine hizmet eden ve dini yaymaya çalışan iman sahiplerine de kâfir diyen, yine dinden çıkmış olur.
  8. Allâh’a mekân izâfe etmemek. Meselâ, Allâh göktedir demek insanı dinden çıkarır.
  9. Kur’ân’a şüphesiz inanmak. Meselâ, Kur’anın eksik veya fazla olduğunu söylemek, Cebrâil hata etti demek, insanı dinden çıkarır.

Toplam Okunma 675 Bugün Okunma 4

Namaz Nedir?

Kısaca Namaz

Cenâb-ı Hakk’a ve Peygamber Efendimiz’e imandan sonra İslâmın şartlarının en büyüğü ve en mühimmi namazdır. Namaz îmânın alâmetidir. Bütün ilâhî dinlerde namaz ibâdeti vardır. Namazın farzları onikidir. Namazın dışındaki farzlarına şart, içindeki farzlarına ise rükün denir.


Namazın Şartları ve Rükünleri

Namazın Şartları

Namazın Rükünleri

1. Hadesten tahâret,
1. İftitah tekbiri,
2. Necâsetten tahâret,
2. Kıyam,
3. Setr-i avret,
3. Kıraat,
4. İstikbâli-i Kıble,
4. Rukû,
5. Vakit,
5. Secde,
6. Niyet.
6. Kaade-i Ahîre.


Namazın Vâcibleri

  1. Namaza “Allâhü ekber” lafzı ile başlamak,
  2. Fâtiha-i şerîfe okumak,
  3. Fâtiha’dan sonra bir sûre veya kısa bir sûreye muâdil olacak kadar âyet okumak,
  4. Kırâeti evvelki iki rek’ata tahsis etmek,
  5. İki secdeyi birbiri ardınca yapmak,
  6. Tâdil-i erkâna riâyet etmek. Yâni rükû ve secdeden doğrulunca ve diğer rükünler arasında mafsallar mutmain (her âzâ kendi mahallinde müstekar) oluncaya kadar beklemek,
  7. Ka’delerde et-Tehıyyâtü okumak,
  8. Namazın sonunda selâm vermek,
  9. Öğle ve ikindi namazlarının farzlarında Fâtiha ve sûreleri gizli (sessiz) okumak,
  10. Sabah, akşam ve yatsı farzlarıyla cuma ve bayram namazlarında imam olan kimse, Fâtiha ve sûreleri cehrî (sesli) okumak,
  11. Üç veya dört rek’atli namazlarda ikinci re’katten sonra oturmak,
  12. Fâtiha’yı, zamm-ı sûre veya âyetten evvel okumak,
  13. Namazda sehven terk edilen vâciplerden dolayı sehiv secdesi etmek,
  14. Vitir namazında kunut okumak,
  15. Secdeye alın ile birlikte burnunu da yere koymak.

Toplam Okunma 4688 Bugün Okunma 5

Sayfa 7 / 7« İlk...34567