SeymaPortal

“Dışımız Halk ile, İçimiz Hak ile”

  • Kulağın hoşlanmayacağı herşeyden sakın! [H.Ş.]
  • Güzel Resimler

      En Beğenilenler

        Google Reklamı

        Googleda Ara


      Arşiv 'Köşe Yazıları' Kategori

      Gündem içi ve Dışı Anonim Köşe yazıları

      Yılbaşı Neyimiz Olur?

      Gönderen Editör on 31st Aralık 2007

      Bu yazı toplamda 60, bugün ise 0 kez görüntülendi

      Yılbaşı neyimiz olur?
      Ramazan bayramımız mı? Kandilimiz mi? Kurban bayramımız mı?

      Biz, Muharremlerle, Martlarla başlayan yıllar da biliriz…
      Ki, hiçbiri böyle şımarıklılıkla, böyle ayyaşlıkla, böyle kumarbazlıkla açılmazdı. Hepsi, efendi yıllardı.

      Bu bahsi bu kadarla geçiyor ve Noel Baba‘ya geliyorum:
      Memleketimize, herhalde, Beyoğlu’ndan gire, Haliç’i atlayarak Fatih’lere, Aksaray’lara, sonra Rumeli’ye ve Boğaz’ı aşarak, önce Kadıköy’lere, Moda’lara ve sonra Üsküdar’lara ve Anadolu’ya geçen bu bunak, neyimiz olur?: Babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı, yoksa Avrupalılıktan pirimiz mi?

      İstanbul’un Tepebaşı’ndan, Adana’nın Tepedağı’na kadar her yeri bilen, her yere uğrayan bu moruk kimdir, necidir?

      Bir resmine bakarsanız Havarilere, öteki resmine bakarsanız Rasputin’e benzeyen bu iskambil papazı, aramızda nenin nesidir… Bunu hiç merak etmediniz mi?

      Siz bırakın da ben söyleyeyim onun kim olduğunu :
      O, Haçlı Seferleri’nden kalma bir kılınç artığıdır. O zaman silahla giremediği yerlere, şimdi beyaz sakalıyla, saygılar ve sevgiler toplayarak girebiliyor.

      O, evimize girerken eşeğini kapımızın halkasına bağlayan bir Piyer Lermit’tir… Kardeşlerini Kutsal Savaş’a hazırlamaktan geliyor.

      O, adıyla sanıyla bir misyonerdir ki, kılığını değiştirmiş… ve bizi avlamaya, kucağında getirdiği oyuncaklarla en can alıcı noktamızdan, çocuklarımızdan başlamıştır. Bu cömertliğinin karşılığını istemeyecek mi sanıyorsunuz, fedakarlığının sebebini düşünmediniz mi?

      Bırakın, onun hakkından ben gelirim. İşte sakalını çekince gördünüz…sakalı elimde kaldı ve altından Lücifer (şeytan) çıktı. Bilirsiniz ki, câsuslar da kıyafetlerini ekseriyâ böyle değiştirirler. Bu mezar beğenmeyen hotrlağa, ya mezarını gösterin, yahut bırakın: Haçında çarmıha gereyim onu.

      Tehlikeyi sezer de kendiliğinden gitmeye kalkarsa çıkarken ceplerini yoklamayı unutmayınız: Muhakkak bir şeyinizi almıştır.!
      (A.Nihat Asya)

      Gönderildi Hayatın İçinden, Köşe Yazıları, Kıssadan Hisse | 1 Yorum »

      Ümitsizlik Doğru Değildir

      Gönderen Editör on 21st Haziran 2007

      Bu yazı toplamda 43, bugün ise 0 kez görüntülendi

      Emin de, yeis de küfürdür. Yâni, “Ben şu kadar hayırlar yaptım; artık Cennet’i kazandım” gibi inanç ve düşünce içinde olarak kendisini Allâh’ın gazabından emin kabul etmek, veya: “Ben bu kadar günahlar işledim. Cehennemi boyladım. Bana kurtuluş yoktur” gibi bir yeis (ümitsizlik) içinde bulunmak da küfürdür. Peygamberimiz: “Mümin, korku ile ümit arasında olacaktır” buyuruyor. Mü’min, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinden dolayı ümit mevkiinde, kendi noksanından dolayı da korku mevkiinde olacak. Öyle ki, Cennet’e bir kişi girecek deseler, “Acaba ben miyim?”, Cehennem’e bir kişi atılacak deseler, “Acaba ben miyim?” diyecektir.

       

      Bir hadîs-i kudsîde Cenâb-ı Hakk: “Kulum bana bir karış gelirse ben ona bir kulaç varırım, kulum bana yürü-yerek gelirse, ben ona koşarak varırım” buyuruyor. Bu hadîs, Cenâb-ı Hakk’ın kendisinden af ve hidâyet isteyen kuluna af ve hidâyeti lütfetmekteki acelesinin ifâdesidir.

      Gönderildi Köşe Yazıları | Yorum Yok »

       
      | Kuran |ihya | Molla Cami | Süfli | Zehirli OK | Sağlık | Rüya Tabirleri | Kitap| KevSerim |