Yazan: Editor| Kategori: Namaz, ilmihalMay 23rd, 2007 | Yorum yok
Namazın Mekruhları
- Namazın içinde sağa sola bakmak,
- Elbise veya vücut ile oynamak, (Vücuda yapışan elbiseyi küçük bir hareketle silkelemekte bir beis yoktur.)
- Özürsüz, parmağını çıtlatmak,
- Secde yerindeki taşları temizlemek,
- Elini böğrüne koymak,
- Bir yerini bir veya iki defa kaşımak, (Namazda burun akıntısını silmek yere akıtmaktan evlâdır.)
- Özürsüz bağdaş kurmak,
- İnsan yüzüne karşı kılmak,
- Kor halindeki ateşe karşı namaza durmak,
- Bir kimsenin önünde, başı üzerinde, sağında, solunda arkasında veya elbisesinde bakan kimsenin kolayca görebileceği kadar belirgin resim varken namaz kılmak,
- Gerinmek,
- Esnemek,
- Tehıyyatta ayak parmaklarını dikip, ökçelerin üzerine oturmak,
- Kaynaklarını yere koyup dizlerini göğse çekerek veya elleri yere koyarak oturmak,
- Yenisi ve güzeli varken eski ve kötü elbise ile kılmak. (Müstehap olan her zaman âdet olanı giymektir. Gecelikler, giyilmesi âdet olan elbiselerden olduğu için onunla namaz kılmakta kerâhet yoktur. N. İslâm.)
- Başı açık kılmak, (Alçak gönüllülük maksadıyla olursa mekruh olmaz.)
- Secdede veya secde dışında elinin veya ayağının parmaklarını kıbleden çevirmek,
- Cemâatle namaza duracağında önünde yer varken safa girmeyip arkada durmak,
- Kabre karşı namaz kılmak,
- Necâsete karşı perdesiz namaz kılmak,
- Kadınla, perdesiz bir hizada durup ayrı ayrı namaz kılmak,
- Tuvalete gitme ihtiyacı varken sıkışık olarak namaz kılmak,
- Secdeden kalkarken dizlerini ellerinden evvel kaldırmak,
- Secdede bir ayağını kaldırmak,
- İmamdan evvel rükû’a gitmek,
- İmamdan evvel rükû’dan kalkmak,
- İmamdan evvel secdeye gitmek,
- İmamdan evvel secdeden kalkmak,
- Secdeye giderken özürsüz olarak ellerini dizlerinden evvel yere koymak,
- Özürsüz, yere veya duvara dayanarak kalkmak,
- Namazda alnından toprak silmek,
- Bir önceki rek’atte okuduğu zammı sûre ile, bir sonraki rek’atte okuduğu zammı sûre arasında sadece bir sûre bırakmak,
- İkinci rek’atta evvelki rek’atta okuduğunun yukarısından sûre veya âyet okumak,
- Farz namazlarda bir sûreyi bir rek’atta iki defa okumak, veya bir sûreyi her iki rek’atte okumak.
- Farzın ikinci rek’atinde, birinci rek’atte okuduğundan üç âyet fazla okumak,
- İmama uyanın imamla birlikte Kur’an okuması,
- Özürsüz, alnındaki sarığın üzerine secde etmek,
- Kıyamda iken özürsüz olarak duvara dayanmak,
- Kıyamda sağa veya sola eğik vaziyette durmak,
- Özürsüz, tek ayak üstünde durmak,
- Namaz içinde âyet ve tesbihleri parmakla saymak,
- Cemaatle namaz kılınırken yalnız namaz kılmak,
- İmamın mihraptan başka yere durması,
- İmamın bir zirâ (50 cm.) alçak yerde durup, cemâatin imamdan yüksekte durması,
- İmamın bir zirâ (50 cm.)den yüksek yere durması; (Eğer imamın yanında bir kişi bulunursa mekruh olmaz.)
- “Besmele” ve “âmin”i açıktan okumak,
- Kırâatı rükû’a inerken tamamlamak,
- Tekbirleri yerlerinde almamak, her zikir ve kırâati (okumayı) yerinde yapmamak,
- Rükû ve secde tesbihlerini başını kaldırdıktan sonra söylemek,
- Omuzu açık ve kolları sıvalı olarak namaz kılmak,
- Önünde bir canlının geçmesi ihtimâli olan yerde önüne sütre (herhangi bir cisim) dikmeyi terk etmek,
- Bir şeyi koklamak,
- İşitilmeyecek derecede üflemek, (işitilecek derecede üflenirse namaz bozulur.)
- Başa mendil ve benzeri bir şeyi sarıp tepesini açık bırakmak,
- Ağzını ve burnunu örterek namaz kılmak,
- İkinci defa toplanan cemâate imam olacak şahsın mihraba durması. Bunlar namazın mekruhlarıdır.
Toplam Okunma 471
Bugün Okunma 1
Yazan: Editor| Kategori: Namaz, ilmihalMay 23rd, 2007 | Yorum yok
Namazın Âdâbı
-
- Müezzin kaamet getirirken: “Hayye-ale’l-felâh” dediğinde beklemeden ayağa kalkmak.
- İftitah tekbirinde baş parmaklarını kulak yumuşağına temas ettirmek,
- Kıyâmda secde yerine bakmak,
- Rükû’da ayağının uçlarına bakmak,
- Rükû ve secde tesbihlerini beş veya yedi defa okumak,
- Alnından evvel burnunu yere koymak,
- Secdede burnunun iki tarafına bakmak,
- Selâmda omuzlarına bakmak,
- Esneme geldiği zaman ağzını tutamazsa, sağ elin dışı ile kapamak,
- İmkân nisbetinde iyi ve temiz elbise ile namaz kılmak,
- Sağına selâm verirken, sağındaki cemaat ve melâikeye selâm vermeye niyet etmek,
- Soluna selâm verirken solundaki cemâat ve melâikeye selâm vermeye niyet etmek,
- Yalnız ise selâmda kirâmen kâtibîn ve hafaza meleklerine selâm vermeye niyet etmek,
- Mümkün olduğu kadar öksürmeyi defetmek.
Toplam Okunma 534
Bugün Okunma 0
Yazan: Editor| Kategori: Namaz, ilmihalMay 23rd, 2007 | Yorum yok
Namazın Sünnetleri
- Ezan okumak,
- Namaza başlarken, ilk tekbirde erkeklerin ellerini kulakları hizâsına kadar kaldırması,
- Tekbirden hemen sonra el bağlamak. (Kadınlar; göğsü üzerinde sağ eli sol eli üzerine koyar. Erkekler ise, sağ ellerinin baş ve serçe parmakları ile sol bileğine halka yaparak göbek altına bağlar.)
- Sübhâneke okumak,
- Eûzü ve besmele okumak,
- Her rek’atta Fâtiha’dan önce besmele okumak,
- Fâtiha’dan sonra “Âmîn” demek,
- Rükû’a ve secdeye iner ve kalkarken tekbir almak,
- Rükû’da üç kere tesbih okumak,
- Erkekler, rükû’da ellerinin parmaklarını açık olarak dizleri üstüne koyup başları ile sırtlarını bir hizada tutmak. (Kadınlar başları ile sırtlarını düz yapmazlar) Kadınlar, parmaklarını birbirinden ayırmaksızın ellerini dizlerinin üzerine koymak,
- İmam, rükû’dan kalkarken “Semiallâhü limen hamideh” demek,
- Cemâat, rükû’dan kalkarken “Rabbenâ leke’l-hamd” demek,
- Yalnız kılanın her ikisini de söylemesi,
- Secdede üç kere tesbih okumak,
- Secdede elin parmaklarını kapalı tutmak,
- Erkek, secdede karnını oyluklarından uzak tutup kollarını yerden kaldırmak,
- Kadın ise, secdede karnını oyluklarına yapıştırıp kollarını yanına temas ettirmek.
- Tahiyyâtta ve ka’dede ellerini oyluklarının üzerine koyup, parmaklarını kendi haline bırakmak.
- Tahiyyâtta erkek sol ayağı üzerine oturup sağ ayağını dikmek,
- Kadın ise iki ayağını sağ yana yatırarak sol oyluğu üzerine oturmak,
- Selâma sağdan başlamak,
- Son ka’dede Peygamber Efendimiz’e salevât okumak.
Toplam Okunma 532
Bugün Okunma 0
Yazan: Editor| Kategori: Namaz, ilmihalMay 23rd, 2007 | Yorum yok
Namazın Vâcibleri
- Namaza “Allâhü ekber” lafzı ile başlamak,
- Fâtiha-i şerîfe okumak,
- Fâtiha’dan sonra bir sûre veya kısa bir sûreye muâdil olacak kadar âyet okumak,
- Kırâeti evvelki iki rek’ata tahsis etmek,
- İki secdeyi birbiri ardınca yapmak,
- Tâdil-i erkâna riâyet etmek. Yâni rükû ve secdeden doğrulunca ve diğer rükünler arasında mafsallar mutmain (her âzâ kendi mahallinde müstekar) oluncaya kadar beklemek,
- Ka’delerde et-Tehıyyâtü okumak,
- Namazın sonunda selâm vermek,
- Öğle ve ikindi namazlarının farzlarında Fâtiha ve sûreleri gizli (sessiz) okumak,
- Sabah, akşam ve yatsı farzlarıyla cuma ve bayram namazlarında imam olan kimse, Fâtiha ve sûreleri cehrî (sesli) okumak,
- Üç veya dört rek’atli namazlarda ikinci re’katten sonra oturmak,
- Fâtiha’yı, zamm-ı sûre veya âyetten evvel okumak,
- Namazda sehven terk edilen vâciplerden dolayı sehiv secdesi etmek,
- Vitir namazında kunut okumak,
- Secdeye alın ile birlikte burnunu da yere koymak.
Toplam Okunma 390
Bugün Okunma 0
Yazan: Editor| Kategori: ilmihalMay 23rd, 2007 | Yorum yok
Hayız ve Nifas Hallerinde Yapılması Haram Olan Şeyler
-
Namaz kılmak. Hayız ve nifas hâlinde olan hanımlar namaz kılamaz. Bu halde kılınmayan namazlar sonradan kazâ da edilmez. Tilâvet ve şükür secdesi de yapılmaz. Ancak, arzu edilirse namaz vakitleri girdiğinde abdest alıp, seccadeye oturulup; “Estağfirullah, Sübhânallâh, Elhamdülillah” gibi tesbihlerle meşgul olunur.
-
-
Oruç tutmak. Hayız ve nifas halinde oruç tutulamaz. Ancak; Ramazan orucu sonradan kaza edilir.
-
-
Kur’an-ı Kerim okumak. Sadece zikir, senâ yahut duâ makamında olan âyetler bu maksatlarla okunabilir. Fakat, hüküm ve haber bildiren âyetler duâ, senâ ve zikir maksadiyle de olsa okunamaz.
-
-
Kur’ana el sürmek (Bir âyet bile olsa…). Kâğıt, bez ve duvar üzerinde bile olsa, âyete dokunamaz. Ancak, yapışık ve dikişli olmayan bir kılıf ile dokunabilir. Elbisenin yeni ile tutmak da tahrîmen mekruhtur.
-
-
Mescide girmek. (Tekke ve medreseye girebilir.)
-
-
Kâbe’yi tavaf etmek.
-
Kocası ile zevciyyet muâmelesinde bulunmak.
-
-
Kocasının, göbeği ile diz kapakları arasından çıplak olarak faydalanması. Kocası ile aynı yatakta yatmalarında bir mahzur yoktur. Pişirdiği yemekler ve içtiği suların artıkları da mekruh değildir.
Toplam Okunma 352
Bugün Okunma 0
Yazan: Editor| Kategori: ilmihalMay 23rd, 2007 | Yorum yok
Kadınlara Mahsus Haller
Kadınlara mahsus üç hal vardır:
-
Hayız,
-
Nifas,
-
İstihâza.
-
-
Hayız: Kadınlık çağına ulaşmış birinin rahminden, muayyen müddetler içinde gelen kandır. En erken 9 yaşında başlar, en geç 55 yaşında biter. Bu sûrette gelen kana “hayız kanı”, bu hâle “hayız hâli” veya “aybaşı hâli”denir.
-
-
Nifâs: Doğumdan hemen sonra kadının rahminden akan kandır. Lohusalık kanı da denir.
-
-
İstihâza: Hayız görmekte olan bir kadından üç günden eksik, yahut on günden fazla gelen kana istihaza kanı denir. Lohusa kadından ise, 40 günden fazla gelen kan istihâza kanıdır. Bu kan, kadının namazına, orucuna ve diğer ibâdetlerine mâni olmadığı gibi, cinsî yakınlığa da engel teşkil etmez. İstihâza kanı gelen kadın, her vakit başında abdest alır, namazını kılar. Bu, kesilmeyen burun kanı gibidir.
-
-
Hayız; en az üç gün üç gece, en çok on gün on gece devam eder.
-
İki adet arasındaki temizlik haline “tuhur”, denir. Bunun en az müddeti 15 gün olup, en çok müddeti için ise hudut yoktur.
-
-
Nifâsın en az müddeti için konulmuş bir hudut yoktur. Hattâ bazı yerlerin kadınlarında çocuk doğduktan sonra kan gelmez, veya gelse bile hemen kesilir. Onların derhal yıkanarak namaz ve diğer ibâdetlerini yerine getirmeleri lâzımdır. Nifâsın en çok müddeti doğumdan başlayarak kırk gündür. İkiz doğuran bir kadının nifâs günleri evvelki çocuğun doğduğu vakitten hesaplanır.
-
Kadının mûtad (kendisince alışılmış) hayız müddeti gerek az, gerek çok olsun, onun hayız müddetinin arasına giren tuhûr yâni kan gelmeyen zaman, hayızdan sayılır. Meselâ: en az hayız müddeti olan üç günün birinci ve üçüncü günlerinde kan gelip, arada geçen ikinci gününde kan gelmemiş olsa, bu ikinci gün de hayızlı sayılır.
-
Hayızın bittiğinin anlaşılması için akıntının renginin tamamen beyaza dönmesi lâzımdır. Kan kırmızı renkte olmakla beraber, toprak rengi, bulanık, yeşil, sarı ve siyah olarak da gelebilir.
-
Bazı kadınlarda âdet günleri sâbit değildir. Meselâ bir ay altı, diğer bir ay beş gün âdet görebilir. Bu durumda kesildiği gün olan beşinci gün yıkanır, namazını kılar, orucunu tutar fakat ihtiyâten kocası ile beraber olamaz. Mûtadı olan günü sayar.
-
Bazı kadınların âdet günleri muayyendir. Meselâ, her ay altı veya yedi veya dokuz gün âdet görürler. Bir âdet bir defa ile kararlaşmış sayılır. Şöyle ki; ilk defa âdet görmeye başlayan bir kız 7 gün kan, bundan sonra temizlik görse, âdeti 7 gün olarak kararlaşmış olur.
-
Kadınların muayyen âdet günleri bazı kere değişir. Bir âdetin değişmiş olması için ona zıt iki âdet hali görülmelidir. Her ay altı gün âdet gören bir kadın, üst üste iki ay Meselâ sekiz gün âdet görecek olsa artık âdeti altı gün değil, sekiz gün olur.
Toplam Okunma 335
Bugün Okunma 1