SeymaPortal

“Dışımız Halk ile, İçimiz Hak ile”

  • Her canının istediğini yemen, israftandır [H.Ş.]
  • Güzel Resimler

      En Beğenilenler

        Google Reklamı

        Googleda Ara


      Arşiv 'ilmihal' Kategori

      ilmihal konularındaki yazılar

      Mesh Nedir? Nasıl Yapılır?

      Gönderen Editör on 30th Mart 2008

      Bu yazı toplamda 103, bugün ise 0 kez görüntülendi

      Mesh nedir Nasıl Yapılır?

      Meshin farzı, mestin ön kısmından üç serçe parmağı kadar bir yeri ıslatmaktır. Sünnet üzere yapılan mesh ise, ıslatılan el parmaklarını açarak, ayağın ucundan itibaren mestin koncuna doğru çekmektir.

      Mestler Üzerine Mesh

      Erkek ve kadın müslümanlar için, mestler üzerine meshetmek câizdir.

      Bunun için şu şartlar gereklidir:

      1. Mestler, abdestli iken giyilmiş olmalıdır.
      2. Mestler topuklarla birlikte ayakları örtmeli ve en az 12 bin adım yürünebilecek vasıfta olmalıdır.
      3. Mestlerin hiç birinde, (ayak parmağının en küçüğü ile) üç parmak miktarı delik ve yırtık bulunmamalıdır.
      4. İçine kolayca su almayacak şekilde ve bağlamak-sızın ayakta duracak kadar kalın olmalıdır.
      5. Mest giyilecek ayağın ön kısmından, en az üç el parmağı genişliğinde bir yer bulunmalıdır. (Bir ayağı kesilmiş ve sadece topuğu kalmış bir kimse, diğer ayağına da meshedemez).
      Meshi Bozan Şeyler
      1. Mestin ayaktan çıkması,
      2. Mestler ayakta iken, ayaklardan birinin ekserisinin ıslanması,
      3. Mesh müddetinin dolması. (Mest giyen kimse seferî değilse, mestini giydiği andaki abdestinin bozulmasından itibaren 24 saat, seferî ise 72 saat mesheder.)

      Ayrıca, abdesti bozan her şey meshi de bozar. Bu sebeple, mestin müddeti henüz bitmemişse yeniden alınacak abdestte mestlere yeniden mesh yapılır.

      Sargı ve Yara üzerine mesh

      Bir uzvun çıkması, kırılması veya yaralanması halinde üzerine sargı yahut alçı sarılsa, o uzvu yıkamak mahzurlu ise sargının çoğu üzerine meshedilir. Eğer mesh de zarar verecek olursa, mesh de yapılmaz.

      Sargının mest gibi bir zamanı yoktur. Özür devam ettikçe meshedilmeye devam edilir. Abdestli olarak sarılması şart değildir. Meshedildikten sonra sargı açılsa veya düşse, yahut mevcut sargı üzerine ikinci bir sargı bağlansa, meshi yenilemek icap etmez.

      Gönderildi Gusül ve Abdest, Ne, Nedir?, ilmihal | Yorum Yok »

      Teyemmüm Nedir? Nasıl Yapılır?

      Gönderen Editör on 30th Mart 2008

      Bu yazı toplamda 113, bugün ise 0 kez görüntülendi

      Teyemmüm Nedir?

      Teyemmüm, Abdest almak veya gusletmek için suyun bulunmaması veya kullanılamaması hâlinde, hangi maksatla teyemmüm edeceğine niyet edip ellerini toprak cinsinden bir şeye iki defa vurarak, birincide yüzünü, ikincide dirseklerine kadar ellerini meshetmektir.

      Teyemmümün Farzları

      Teyemmümün farzı ikidir:

      1. Niyet,
      2. İki darp (vurmak) ve mesh.

      Teyemmüm Nasıl Yapılır

      Bir müslüman gusletmek, yahut abdest almak için su bulamazsa veya bulduğu suyu kullanmasına hastalığının şiddetlenmesi, düşman tehlikesi vesâire gibi ciddî bir mâni mevcutsa, niyet ederek toprak cinsinden bir şeyle teyemmüm eder.

      Şöyle ki; Niyet edip Eûzü -Besmele çekerek bir defa ellerini toprak veya toprak cinsinden bir şeye vurup ileri-geri sürter. Onunla yüzünü mesheder. İkinci defa ellerini aynı şekilde vurup, ileri - geri sürter. Evvelâ sağ, sonra sol kolunu mesheder.

      Teyemmüm alırken parmaktaki yüzüğün çıkartılması yüzüğün yerinin de meshedilmesi ve parmak aralarının hilâllenmesi zarûrîdir.

      Gönderildi Ne, Nedir?, ilmihal | Yorum Yok »

      Oruç Meselesi

      Gönderen Editör on 17th Eylül 2007

      Bu yazı toplamda 37, bugün ise 0 kez görüntülendi

      Oruç, ibâdet niyetiyle imsaktan güneş batıncaya kadar, yemekten, içmekten ve cinsî münâsebetten kendini men etmektir.


      Orucun Farzları

      1. Niyet etmek
      2. Niyetin ilk ve son vaktini bilmek,
      3. İkinci fecirden itibaren güneş batıncaya kadar, orucu bozan şeylerden kendini tutmaktır. Oruca başlama zamanına “imsak”, orucu açmaya da “iftar” denir.

      Orucun Kısımları

      Oruç altı kısımdır:

      1. Farz,
      2. Vâcip,
      3. Sünnet,
      4. Mendûp,
      5. Nâfile,
      6. Mekruh.

      Farz Oruç: Ramazan orucunun edâ ve kazâsı ve keffâret orucu.

      Vâcip Oruç: Bozulan nâfile orucun kazâsı ve adak orucu.

      Sünnet Oruç: Muharrem ayının 9′uncu günüyle beraber Âşûre günü yâni 10′ncu günü tutulan oruçtur.

      Mendûp Oruç: Her aydan tutulan 3 gün oruç. O üç günün “eyyâm-ı biyz” yani Arabî ayın 13,14,15 inci günleri olması da mendûptur.

      Nâfile Oruç: Şu zikrettiğimiz oruçlardan başka mekruh olmayan oruçlar nâfiledir.

      Mekruh Oruç: Yalnız âşûre gününde (dokuzuncu veya onbirinci günü ile beraber olmadan) tutulan oruçtur. Ramazan bayramının birinci, kurban bayramının 1, 2, 3 ve 4′üncü günleri oruç tutmak tahrîmen mekruhtur.


        Oruç Ayrıca İki Kısımdır

      1. Geceden niyet icap eden oruçlar: Ramazanın kazâsı, nâfileden bozulan ve gününe gün tutulan oruç, keffâret oruçları, zamanı belli olmayan nezir oruçları. Bunlarda mutlaka geceden niyet şarttır.
      2. Geceden niyet icap etmeyen oruçlar: Ramazan ayında tutulan oruç, zamanı muayyen olan nezir ve nâfile oruçlar. Bunlara geceden niyet şart değildir. Gece niyet yapılabildiği gibi, gündüzün kaba kuşluğa kadar da niyet yapılabilir. Ramazan günlerinde ister mutlak oruca niyet edilsin, isterse nâfileye veya başka bir vâcipe niyet edilsin, oruç ramazan orucu olur.

        Orucu Bozup Sadece Kazâ İcap Ettiren Şeyler

      1. Oruç hatırında iken boğazına birşey kaçmak,
      2. Ağzına aldığı veya burnuna çektiği su boğazına kaçmak,
      3. Niyetin vakti geçip öğleden sonra niyet etmek,
      4. Unutarak yedikten sonra, orucu bozulmadığı halde herhangi birşeyi kasden yemek,
      5. Ağzına giren kar veya yağmur suyunu yutmak,
      6. İğne vurdurmak,
      7. Burnuna ilâç çekmek,
      8. Kulağına yağ akıtmak,
      9. Fecr-i sâdık doğmadığı zannı ile sahur yemek,
      10. Güneş battığı zannı ile iftar etmek,
      11. Kusmuğunu ağzından çıkarmayıp yutmak,
      12. Arkadaşının veya zevcesinden başkasının tükrüğünü yutmak,
      13. Kendi tükrüğünü dışarı çıkarıp sonra yutmak,
      14. Su veya yağ ile ıslanmış parmağını ayıp yerlerine sokmak,
      15. Dişi kanayıp kanı, tükrüğünden fazla veya tükrüğü ile müsâvi olduğu halde yutmak,
      16. Buhur yakıp, dumanını boğazına kaçırmak.

        Orucu Bozup Kazâ ve Keffâret İcâbettiren Şeyler

      1. Bilerek yemek-içmek
      2. Bilerek cinsî münâsebette bulunmak,
      3. Bilerek sigara içmek,
      4. Ermeni kili denilen toprağı veya çamurunu yahut yemeyi adet edindiği bir çamuru yemek,
      5. Gıybet ettikten sonra (orucu bozuldu diye) bilerek orucu bozmak,
      6. Hanımının veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü yutmak,

      Yukarıda sayılanlardan birini yapan kimse bozduğu orucu kazâ eder ve keffâret olarak da ara vermeden iki ay oruç tutar.


        Oruçluya Mekruh Olan Şeyler

      1. Zaruretsiz bir şey tatmak,
      2. Zaruretsiz bir şey çiğnemek,
      3. Önceden çiğnenmiş ve tadı kalmamış bir sakızı çiğnemek,
      4. Öpmek,
      5. Kişinin eşiyle sarılması ve kucaklaşması,
      6. Tükrüğünü ağzında biriktirip yutmak,
      7. Kan aldırmak.

        Orucu Bozmayan Şeyler

      1. Unutarak yemek, içmek ve cinsî münasebette bulunmak,
      2. Dokunmak ve oynaşmak veya öpmek ile değil de sırf bakmak veya düşünmekle meni gelmesi,
      3. Uyurken ihtilam olmak,
      4. Meni gelmeksizin öpmek,
      5. Delirmiş olarak sabahlamak,
      6. Ağza gelen balgamı yutmak,
      7. Burnuna inen akıntıyı yutmak,
      8. Kulağına su kaçmak,
      9. Dişleri arasında kalan nohuttan küçük bir şeyi yemek,
      10. Elinde olmayarak çok dahi olsa kusmak.
      11. Sürme çekmek,
      12. Gıybet etmek,
      13. Göze ilaç damlatmak

      Gönderildi Hayatın İçinden, Ne, Nedir?, ilmihal | Yorum Yok »

      Gusül Meselesi

      Gönderen Editör on 17th Eylül 2007

      Bu yazı toplamda 55, bugün ise 1 kez görüntülendi

      Gusül

      Gusül, cünüplük, hayız ve nifastan çıkmak için ağzın ve burnun içini bütün vücutla birlikte yıkamaktır.
      Gusül, cinsi münâsebet, ihtilâm sebebiyle, hayız ve nifasın bitmesiyle icap eder.

      ihtilâm, uyku halinde meninin tenasül uzvundan şehvetle dışarı çıkmasıdır.


      Guslün Farzları

      Guslün farzları üçtür:

      1. Ağıza su vermek,
      2. Burna su vermek,
      3. Bütün bedeni yıkamak,

      Guslün Sünnetleri
      1. Niyet etmek
      2. Besmele çekmek,
      3. Önce avret mahallini yıkamak,
      4. Önce başına, sonra sağ, daha sonra sol omuzuna üçer defa su dökmek ve her defasında vücudu ovmak,
      5. Avret mahallini örtülü tutmak.

      Gusül Abdesti Nasıl Alınır?

      Sünnet üzere gusül abdesti şöyle alınır:

      1. Gusle niyet edilir. Eller yıkanır. Temiz olsalar dahi ön ve arka avret yerleri yıkanır.
      2. Besmele çekilip tam bir namaz abdesti alınır. Yalnız, ayakları altında su toplanıyorsa ayaklar en sonunda yıkanır.
      3. Bu abdesti alırken ağız ve burna su bolca çekilir. Çünkü bu yıkama ile, gusüldeki farz olan ağız ve burna su vermek de yerine gelmiş olur.
      4. Başa üç defa su dökülür. Ve her döküşte ovulur. Bu esnada, sakal, bıyık ve saç altına suyu ulaştırmak lâzımdır.
      5. Sağ omuza üç defa su dökülür ve her döküşte vücut ovulur.
      6. Sol omuza üç defa su dökülür ve her döküşte vücut ovulur. Vücut, göbek çukuru dâhil hiç kuru yer kalmayacak şekilde ovularak yıkanır.

      Gusül Abdesti ve Kaplama Diş Mes’elesi

      Bazı kimselerin, kaplama veya dolgu dişi olanların gusüllerinin câiz olmadığını ve böylelerinin cünüplükten kurtulamayacaklarını söylediklerine şâhit oluyoruz.

      Hanefî mezhebine göre, gusülde ağız ve burun, bedenin dış kısmı kabul edildiğinden yıkanması farzdır. Şâfiî mezhebine göre ise sünnettir.

      Gusledecek kimsenin ağzındaki dişler kaplatılmış veya doldurtulmuşsa kaplanan ve doldurulan dişin, kaplama ve dolgunun dışının yıkanmasıyla gusül tamam olur. Ancak dişler sâbit değil de çıkarılabilecek şekilde ise, çıkarılması icap eder.

      Bu husus; yara ve sargı üzerine meshin câiz olduğu gibidir. Yaranın üzerindeki sargıyı söküp, altını yıkamak mecburiyeti olmadığı gibi, diş için de hüküm aynıdır.

      Kezâ abdestte yüzü yıkamak farz olduğu halde, sakalı sık olan kimsenin sâdece sakalının üzerini yıkamasının kâfi geldiği ve sakalının diplerini yıkamak mecburiyeti olmadığı gibi, kaplanmış dişi söküp veya söktürüp altını yıkamak icap etmez. Kaldı ki, dişte zarûret de vardır.


      Diş Doldurtma Mes’elesi

      Dişinin birazı çürümüş veya kırılmış olan kimsenin dişini doldurtması veya kaplatması câizdir. Ancak, zarûretsiz, süs olsun diye keyfî şekilde yapmak câiz değildir.

      Hanefî mezhebi müctehidlerinden İmam Muhammed Rahimehullah’a göre sallanan dişleri altın tel ile bağlatmak, düşen ve çıkarılan diş yerine altın diş takmak câizdir.İmâm-ı Âzam Ebû Hanife’ye göre ise altın ile kaplatmak câiz değil, gümüş ile caizdir. İmam Ebû Yusuf da (bir rivâyette) İmam Muhammed gibi buyurmuştur. Altın ile kaplamada İmam Muhammed’in ictihadiyle amel edilebilir. Âlimler imameyn’in (İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’in) ictihadı üzerine fetvâ vermişlerdir.

      Ayrıca Osmanlı ulemasından, Şeyhulislam Uryanizâde, diş doldurmak için ve Şeyhulislam Mûsâ Kâzım Efendi de, altın diş takmak için fetva vermişlerdir.

      İslâm dininde, kolaylık yapacağız diye, şerîatin cevâz vermediği bir hususa, elbette caizdir denilemez. Fakat caiz olan bir mesele için de, câiz değildir denilerek zorluk çıkarılamaz.

      Gönderildi Gusül ve Abdest, ilmihal | Yorum Yok »

      Receb Ayı

      Gönderen Editör on 18th Temmuz 2007

      Bu yazı toplamda 44, bugün ise 0 kez görüntülendi

      Receb ayı „Eşhur-u hurum“dan olup ŞEHRULLAH yâni Allah’ın ayıdır. Bu aya oruçlu olarak girilmeli ve bu ayda Allah’a çok ilticâ etmelidir.

      Recebin 1′inci günü oruç tutanlara 3 senelik, 2′nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3′üncü günü oruç tutanlara ise 1 senelik nâfile oruç sevâbı verilir. Bu, hadîs-i şerîf ile sâbittir.

      Üç günden sonra her gününe birer ay oruç sevâbı verilir.

      Receb-i şerîf Cenâb-ı Hakk’a mahsus bir ay olduğu için yalnız Zât-ı İlâhî’yi bildiren İhlâs-ı şerîf sûresi’ni çok okumalı; tevhid, istiğfar ve salevât-ı şerîfeleri ihmal etmemelidir.

      Bu ayda 2 kandil vardır:

      1. İlk Cuma gecesi Regaib Kandili,

      2. 27′nci gecesi Mi’rac Kandili.

      1′inci gecesi bir tesbih namazı veya Receb-i şerîfin ilk onu zarfında bir defaya mahsus olmak üzere kılınan on rek’at namaz kılınabilir.

      Bu namazda, her rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 3 „Kul yâ eyyühel-kâfirûn…“, 3 İhlâs-ı şerîf okunur. Nitekim ileride kılınış şekli anlatılacaktır.

      Receb ayında her gün başında ve sonunda 7′şer Fâtiha-i şerîfe okumak sûretiyle 100 İhlâs-ı şerîf okumak da çok sevaptır.

      Bu ayda, mümkün olduğu kadar Hatm-i Enbiyâ yapmalı ve oruç tutmalıdır. 13, 14 ve 15′inci günlerinde oruç tutanlar, bu sünnet-i şerîfeyi yerine getirdiklerinden, nice hastalıklardan şifâ bulur.

      Receb Ayında Kılınacak Namaz

      Receb’in 1′i ile 10′u arasında, 11′i ile 20’si arasında ve 21′i ile 30′u arasında sadece birer defa olmak üzere kılınacak 10′ar rek’at Hacet namazı vardır. Hepsinin de kılınış şekli aynıdır. Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat Cuma ve Pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdâldir.

      Bu namaz, mü’min ile münâfığı ayırır. Bu 30 rek’at namazı kılanlar hidâyete ererler. Münâfıklar bu namazı kılamazlar. Bu namazı kılanın kalbi ölmez.

      Bu 30 rek’at namaz, Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivâyet edilmiştir.

      Kılınış şekli

      Hacet namazına şu niyetle başlanır:

      „Yâ Rabbî, beni dünyayi teşrifleri ile nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, feyz-i ilâhîne, rızâ-i ilâhîne nâil eyle. Âbid, zâhid kulların arasına kaydeyle. Dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-i şerîfin için Allâhü Ekber.“ [1]

      Her rek’atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 „Kul yâ eyyühel-kâfirûn…“, 3 İhlâs-ı şerîf okuyup, 2 rek’atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek’at tamamlanır.

      Namazdan sonra 11 defa:

      لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

      „Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil-hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr“

      Receb’in 11′i ile 20’si arasında kılınan 10 rek’attan sonra 11 defa şu duâ edilir:

      اِلهًا وَاحِدًا اَحَدًا صَمَدًا فَرْدًا وِتْرًا حَيًّا قَيُّومًا دَائِمًا اَبَدًا

      „İlâhen vâhiden ehaden sameden ferden vitran hayyen kayyûmen dâimen ebedâ“

      Receb’in 21′i ile 30′u arasında kılınan 10 rek’atten sonra da, şu duâ 11 kere okunur:

      اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا اَعْطَيْتَ وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَلاَ رَادَّ لِمَا قَضَيْتَ وَلاَ مُبَدِّلَ لِمَا حَكَمْتَ وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ اْلاَعْلَى الوَهَّابِ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ اْلاَعْلَى الوَهَّابِ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ اْلاَعْلَى الْكَرِيمِ الوَهَّابِ يَا وَهَّابُ يَا وَهَّابُ يَا وَهَّابُ

      „Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte ve lâ mu’tıye limâ mena’te ve lâ râdde limâ kazayte ve lâ mübeddile limâ hakemte ve lâ yenfeu zel-ceddi minkel-ceddü. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-vehhâb. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-vehhâb. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-kerîmil-vehhâb. Yâ vehhâbü yâ vehhâbü ya vehhâb“

      Gönderildi En Güzel Duâlar, ilmihal | Yorum Yok »

      Tevbenin Kabul Olmasının Şartları

      Gönderen Editör on 21st Haziran 2007

      Bu yazı toplamda 38, bugün ise 1 kez görüntülendi

      1. İnsan, işlediği günâhın zararını bilmelidir. Çünkü günah insanı dünya ve ahiret saadetinden uzaklaştırır.
      2. İnsan, işlediği günahlardan kalben elem ve pişmanlık duymalıdır.
      3. Bir daha günah yapmamağa kararlı olmalıdır. Bir günah işleyince hemen akabinde iyilik yapmalı, namaz kılıp istiğfar etmelidir. En büyük istiğfar tesbih namazıdır.

      Ayrıca hakkına tecâvüz ettiği kimselerle helâllaşmalıdır. Kalb gaafil ve günah yapmaya istekli olduğu halde sırf dil ile yapılan tevbe ve istiğfar faydasızdır.

      Gönderildi ilmihal | Yorum Yok »

       
      | Kuran |ihya | Molla Cami | Süfli | Zehirli OK | Sağlık | Rüya Tabirleri | Kitap| KevSerim |