SeymaPortal

“Dışımız Halk ile, İçimiz Hak ile”

  • Kulağın hoşlanmayacağı herşeyden sakın! [H.Ş.]
  • Güzel Resimler

      En Beğenilenler

        Google Reklamı

        Googleda Ara


      Arşiv 'En Güzel Duâlar' Kategori

      Günlük hayatımızda ve ibâdetlerimizde okuyabileceğimiz en güzel duâlar

      Bal Tefsiri

      Gönderen Editör on 29th Ağustos 2007

      BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

      Bir gün Hz.Ali (r.a) (k.v) geldiler. Hz. Ömer(r.a), Hz. Ebubekir(r.a), Hz. Osman (r.a) Efendilerimiz, imam Ali efendilerimizin hanesine gelip, “Gazan mübarek olsun, Ey Allah’ın Aslanı” dediler. Hz Ali bir kalaylı tas ile bal getirdi ve önlerine koydu. İkram ettiler. Hz Ebubekir (r.a) mübarek elini uzattı gördü ki tasın içinde bir kara kıl var, elini uzattı kılı almak istedi, Hz Ömer (r.a) kılı aldırmadı ve dediki “bizler Resulu Ekrem’in vezirleriyiz, Fatıma-tül-Zehra belki bizlere tecrübe için kılı koymuştur. dördümüz üçer tevil edelim, münasip olmazmı” dedi.

      O anda Hz Ebubekir efendimiz buyurdu:

      1-Namaz kılanların kalbi nurludur bu tasdan, dünya endişesini kalbine gönlüne namaz kılmak tatlıdır bu baladan, ikiyüz türlü mahrubattan pak olup Hak tealaya teveccüh incedir bu kıldan.

      Hz. Ömer (r.a) :

      2-Misafir seven hane sahiplerinin kalbi nurludur bu tasdan, misafir ile sohbet etmek talıdır bu baldan, misafirlerin kalbi incedir bu kıldan.

      Hz Osman (r.a) :

      3-Alimlerin kalbi nurludur bu tasdan,alimler ile sohbet etmek tatlıdır bu baldan, kuranın mânasını vermek, incedir bu kıldan.

      Hz Ali (k.v) :

      4-Gazaya giden gazilerin kalbi nurludur bu tasdan, alkanlar ile boyanıp kafir ile cenk etmek tatlıdır bu baldan, kul hakkı üzerine geçirmeden hanesine dönmek, incedir bu kıldan…

      Ondan sonra Hz Fatıma (r.a) bi tevil de ben yapayım dedi ve buyurdu;

      5-Erkeğini hoşnut eden hanımların kalbi; nurludur bu tasdan, erine cefa etmeden güzelce geçinmek; tatlıdır bu baldan, kocasını hakkını yerine getirmesi ve kendinden razı etmek; incedir bu kıldan.

      Sonra Resulu Ekrem efendimiz’e (S.a.v) haber yolladılar, efendimiz (s.a.v.) teşrif etti ve bende bir tevil edeyim dedi ve buyurdu;

      6-Ümmetimin kalbi nurludur bu tasdan, kevser şarabı tatlıdır bu baldan, şeriâtımın yolu incedir bu kıldan.
      ondan sonrada Cenabı Hak Cebrail’i (a.s) gönderdi, Allahu Teala şöyle buyurdu:

      7-Dostum ya Muhammed (s.a.v) senin mübüvvet mühürün nurludur bu tasdan, yarın kıyamet gününde ümmetine şefaat etmek tatlıdır bu baldan, sıraât köprüsü incedir bu kıldan. diye buyurdu.

      Ondan sonra Resulu Ekrem (s.a.v) el kaldırıp huzurunda dua ettiler, Yarabbi bu bal tasvirini okuyana, dinleyene, ikiyüz peygamber sevabı isterim senden dediler. hepsi amin dedi. Allah teâla’dan hitap geldi; “Ya muhammed (s.av) her kim bu bal tasvirini okusa, okutursa, yahut yazdırıp yanında taşır ve yazdırıp ümmetine hediye ederse, İzzet ve Celalım hakkı için ben o kimselere ikiyüz peygamber sevabı veririm” diye buyurdu.

      Bir kimse kendine adet edinip hergün okusa ve okumaya devam etse katiyyen dünya darlığı görmez. Fakru-zarurete düşmez. Ölürken hüsnü hâtime nasip olur. Ahirete iman ile gider, gelecek kaza ve belalardan kendini Cenabı Hak muhafaza eder.

      Toplam Okunma 145 Bugün Okunma 4

      Gönderildi En Güzel Duâlar, Kıssadan Hisse, Ne, Nedir? | Yorum Yok »

      BERÂET GECESİ

      Gönderen Editör on 27th Ağustos 2007

      Hakk Celle ve Âlâ Hazretleri bu gecenin, içinde Kur’ân-ı Azîmüş-şan’m nazil olduğu ve emr-i ilâhi ile, olacak şeylerin tayin olunup hükme bağlandığı mübarek bir gece olduğunu beyan buyurmaktadır. (Du-han: 3-4)

      Şaban-ı Şerifin onbeşinci Berat gecesinde, o sene cereyan edecek bütün hâdiseler Levh-i mahfuz’dan dünyâ semâsına indirilip, vazifeli meleklere teslim ediliyor.

      Şöyle ki; kâtip melekler bu geceden gelecek senenin aynı gecesine kadar olacak hâdiseleri birer birer defterlere yazarlar. Kimlerin zengin veya fakir, aziz veya zelil olacakları, başa gelecek ibtilâlar, rızık-lar, ölümler, doğumlar, hülâsa bütün işler ilm-i ilâhiden topluca meleklere yazdırılır ve hükme bağlanır. Kadir gecesinde ise vazifeli meleklere teslim edilir. Rızıkların dağıtımı ile ilgili defter Mikâil -aleyhisselâm- a, amellerle ilgili defter İsrafil -aleyhisselâm-a, zelzelelerle harplere ait olan nüsha Cebrail -aleyhisselâm-a, .musibetlere ve ecellere ait olan ise Azrail -aleyhisselâm-a tevdi olunur. Böylece her müvekkil melek vazifesini bilmiş oluyor. Bu mevzuda Ibn-i Abbas -radıyallahü anh- Hazretlerinden bir rivayette Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyuruyorlar:

      «Hazret-i Allah Şaban ayının yarısı gecesinde, olacak şeylerin hükümlerini verir. Kadir gecesinde ise onları vazifeli meleklere teslim eder.» Kur’ân-ı Kerim de bu gecede Levh-i mahfuz’dan topluca dünyâ semâsına nazil olmuş, Kadir gecesinde ise âyet âyet yeryüzüne indirilmeye başlamıştır.

      Bu kadar faziletleri topladığı için çok mübarek ve çok kıymetli bir gecedir. Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz bu gecenin ulviyetini bize şöyle haber veriyorlar:

      «Şaban ayının onüçüncü gecesi idi. Cebrail -aleyhisselâm- bana gelerek ‘Ya Muhammed* dedi ‘kalk teheccüd vaktidir, ümmetin hakkında muradının hâsıl olması için Allah’a dua etmenin zamanı geldi.

      Peygamber Efendimiz kalktı ve o geceyi ibâdetle geçirdi. Tanyeri ağarırken Cebrail -aleyhisselâm- geldi ve dedi ki ‘Ya Muhammd! Haz-ret-i Allah ümmetinin üçte birini sana bağışlamıştır.’ Seyyid-i Kâinat -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz ağladı ve ‘Yâ Cebrail! Kalan üçte ikisinin durumu ne oldu?’ diye sordu. O da ‘Bilmiyorum’ diye cevap verdi.
      Şabanın ondördüncü gecesi yine geldi ve aynı şeyi söyledi. ‘Ya Muhammed kalk ve leheccüd namazı ile meşgul ol!’ Peygamber Efendimiz de sabaha kadar ibadetle meşgul oldu. Fecir vaktinde Cebrail -aleyhisselâm- yine geldi. ‘Hazret-i Allah ümmetinin üçte ikisini sana bağışlamıştır/ buyurdu. Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz yine ağlayarak ‘Kalan üçte birinin durumunu’ sordu. O da ‘Bilmediğini’ söyledi. Nihayet Şaban-ı şerifin onbeşinci Berat gecesi Cebrail -aleyhisselâm- gelerek ‘Müjdeler olsun Yâ Muhammed! Şirk koşanların dışında Hazret-i Allah bütün ümmetini sana bağışlamıştır. Başını göğe kaldır, bak ne göreceksin.’ buyurdu.

      Resûl-i Ekrem -sallailahü aleyhi ve sellem- Efendimiz başını kaldırınca gördü ki semâvâtın bütün kapıları açılmıştır. Dünya semasından arşa kadar sıralanan bütün melekler secdeye kapanmışlar, üm-met-i Muhammed’in,-sallallahü aleyhi ve sellem- günahlarının affedilmesi için dua ediyorlar. Gökyüzünün her kapısında bir melek durmaktadır. Birinci kapıda duran melek ‘Bu gece rükûya varanlara müjdeler olsun!’ diye sesleniyor. İkinci kapıda duran melek ‘Bu gece secde edenlere müjdeler olsun!’ diye sesleniyor. Üçüncü kapıda duran melek ‘Müjdeler olsun bu gece Hazret-i Allah’ı zikredenlere.’ diye sesleniyor. Dördüncü kapıda duran melek ‘Bu gece Rabb’isine dua ve niyazda bulunanlara müjdeler olsun!’ diye sesleniyor.

      Beşinci kapıda duran melek ‘Bu gece haşyetullahtan ağlayanlara müjdeler olsun!’ diye sesleniyor.

      Altıncı kapıda duran melek ‘Müjdeler olsun bu gece hayırlı amel işleyenlere!’ diye sesleniyor. Yedinci kapıda duran melek ‘Müjdeler olsun bu gece Kur’ân-ı Kerîm okuyanlara!’ diye sesleniyor ve nidasına devam ediyor: ‘Bir şey istiyen yok mu, dilediği verilsin? Dua eden yok mu, duası kabul edilsin? Tevbe eden yok mu, tevbesi kabul edilsin? Günahlarının affını dileyen yok mu, günahları bağışlansın?’

      Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -saUaUahü aleyhi ve sellem- Efendimiz sözlerine devamla buyuruyorlar ki: «Bu gece havanın kararmasından fecrin tuluûna kadar rahmet kapıları ümmetim üzerine açık kalır ve Hazret-i Allah ‘Kelp kabilesi’nin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok kimseleri cehennemden azad eder.» (îbn-i Mâce)

      Cenâb-ı Hakk’ın bütün günahkâr kullarını bu gece affettiği halde; şirk koşanlara, kavgacı kinci olup müslümanlar arasına nifak sokanlara, büyücülere, falcılara, devamlı içki içenlere, faiz yiyenlere, zina edenlere, ana-babasına asî olanlara bu gece rahmet nazan ile bak* mayacağı bir başka Hadîs-i Şerifte rivayet edilmiştir. Bir Hadîs-i Şerifte de şöyle buyruluyor:

      «Şaban-ı şerif ayının yarısı gecesi olunca, onu İbadetle geçirin, gününde de oruç tutun. Zira Hakk Celle ve Âlâ Hazretleri o gece güneşin batmasından itibaren dünya semâsına rahmetiyle tecelli edip, buyurur ki:

      ‘Yok mu benden mağfiret dileyen, onu affedeyim! Yok mu nzık isteyen, onu mıhlandırayım! Bir musibete uğrayan yok mu, onu kederden kurtarayım! Yok mu şunu isteyen, yok mu bunu isteyen!’

      Bu ilâhi sesleniş sabaha kadar devam eder.» (Tirmizî)

      Rahmet ve mağfiretin yaygın tecellisinden dolayı bu geceye «Ley-let-ül Berat» yani kurtuluş gecesi adi verilmiştir. «Gecesini ibadetle gündüzünüzü oruçla geçirin» buyrulduğuna göre, demek ki uyunacak bir gece olmadığı anlaşılıyor. Hadîs-i Şerifler gösteriyor ki, fazilet derecesi idrâkimizin üstünde olan mübarek gecelerin içinde bulunuyoruz.

      Yapılan duaların da reddedilmeyeceğini Abdullah îbn-i Ömer -radıyallahü ânh- Hazretlerinden rivayet edilen bir Hadîs-i Şerifte Seyyid-i Kâinat -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyuruyorlar:

      «Beş gece vardır ki, o gecelerde yapılan dualar geri dönmez:
      1. Receb’in ilk gecesi,
      2. Şaban’ın yarısı gecesi,
      3. Cuma geceleri,
      4. Ramazan Bayramı gecesi,
      5. Kurban Bayramı gecesi.»


      Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı, kaldırılan ellerin boş çevrilmeyeceği böyle mübarek bir geceye bizi erdiren Allah’ımıza hamd ü senalar olsun.

      Cenâb-ı Hakk bu gecenin ulviyetini Hazret-i Isa -aleyhisselâm- a da haber vermişti.

      Hikâye olunur ki Hazret-i İsa -aleyhisselâm- birgün dağlarda gayet güzel yeşilliklerin arasında dolaşırken gözü beyaz bir kayaya ilişir. Kayanın güzelliğine hayran olur. Tam bu sırada Cenâb-ı Allah vahiy yoluyla «Yâ isâ! Sana bundan daha güzelini göstermemi ister misin?» diye sorar. O da «istemez olur muyum!» buyurur. O büyük kaya birden yarılır ve içinde ibâdet etmekte olan ak sakallı bir zât ile bir zeytin ağacı görülür.

      Hazret-i îsâ -aleyhisselâm- merak eder, o ağacın neyin nesi olduğunu ve kaç yıldır ibâdet ettiğini sorar. Nur yüzlü ihtiyar da «O zeytinlerle sene boyunca karnını doyurduğunu, tam dörtyüz yıldır o mağarada kaldığını, bütün vakitlerini ibâdetle geçirip, bir kere bile insanların arasına karışmadığını» söyler.

      Bu manzaraya çok sevinen, adetâ iftihar edip göğsü kabaran Hazret-i îsâ -aleyhisselâm-a Cenâb-ı Hakk vahiy yoluyla tekrar hitap eder:

      «Yâ Isa! Bu kadar senedir durmadan ibâdet eden bu zatla iftihar etmekte haklısın. Fakat senden sonra Muhammed -sallallahü aleyhi ve sellem- adında bir peygamber göndereceğim. (Ona bir berat gecesi vereceğim ki, ümmeti arasında bu geceyi ibâdet ve taatla geçirenler, nezdimde.senin ibâdetine hayran olduğun sofudan daha hayırlı olacak.

      Dünyâ meşgalelerini bu günlerde biraz’ azaltalım. Çok çok oruç tutalım, Salat ü selâm getirelim, teşbih namazını da ihmal etmeyelim.

      Allah’ımız Habib-i Ekrem’inin -sallallahü aleyhi ve sellem- yüzü suyu hürmetine, sevgililerinin ve bu gecenin yüz suyu hürmetine bizi rızâsı dâiresine aldığı kullarından etsin.
      (amin)


      Berâet gecesinde 100 rek’atlı hayır namazı vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.

      Namaza şöyle niyet edilir:


      „Yâ Rabbî, niyet ettim senin rızâ-i şerîfin için namaza. Beni afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Kasvet-i kalbden, dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip süedâ defterine kaydeyle, Allâhü Ekber“

      Her rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur. İki rek’atte bir selâm verilerek 100 rek’atte tamamlanır. Her rek’atte 100 İhlâs-ı şerîf okumak sûretiyle 10 rek’at olarak da kılınabilir.

      Namazdan sonra, (Hz. Allâh’ın HÛ ism-i şerîfinin ebced hesâbına göre adedi olan) 11 şey, (TÂHÂ’nın ebced hesâbıyla adedi olan) 14 kere okunur. (TÂHÂ Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in ismidir.)

      Okunacak olanlar:

      İstiğfâr-ı şerîf: 14 kere
      Salevât-ı şerîfe: 14 kere
      Fâtiha-i şerîfe (besmeleyle): 14 kere
      Âyetü’l-Kürsî (besmeleyle): 14 kere
      „Lekad câeküm…“ (besmeleyle): 14 kere [2]
      14 kere „Yâsîn“ dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerîf [3]
      İhlâs-ı şerîf (besmeleyle): 14 kere
      „Kul eûzu birabbil-felak…“ (besmeleyle): 14 kere
      „Kul eûzu birabbin-nâs…“ (besmeleyle): 14 kere

      14 kere:

      سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ

      Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym

      Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak efdaldir): 14 kere

      Bunlardan sonra duâ yapılır.

      Toplam Okunma 68 Bugün Okunma 0

      Gönderildi En Güzel Duâlar, Hayatın İçinden, Ne, Nedir? | 1 Yorum »

      Mirac Kandili

      Gönderen Editör on 10th Ağustos 2007

      Mi’rac Gecesi

      Receb’in 27′nci gecesi yani 26’sını 27’sine bağlayan gece “Mi’rac gecesi”dir. Bu gecede yatsıdan sonra 12 rek’at Hâcet namazı kılınır. Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâsı şerîf okunur ve 2 rek’atte bir selâm vermek sûretiyle kılınır. Namazdan sonra:

      4 Fâtiha-i şerîfe,

      100 defa:

      “Sübhâne’llâhi ve’l hamdü lillâhi ve lâ ilâhe ille’llâhü vallâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyi’l azıym.”

      100 defa da:

      “Estağfiru’llâhe’lazıym ve etûbü ileyk.”

      100 defa salevât-ı şerîfe okunur.

      Yukarıda târif edilen namaz 12 rek’at yerine 100 rek’at da kılınabilir.

      Toplam Okunma 191 Bugün Okunma 0

      Gönderildi En Güzel Duâlar, Hayatın İçinden, Namaz | 1 Yorum »

      Receb Ayı

      Gönderen Editör on 18th Temmuz 2007

      Receb ayı „Eşhur-u hurum“dan olup ŞEHRULLAH yâni Allah’ın ayıdır. Bu aya oruçlu olarak girilmeli ve bu ayda Allah’a çok ilticâ etmelidir.

      Recebin 1′inci günü oruç tutanlara 3 senelik, 2′nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3′üncü günü oruç tutanlara ise 1 senelik nâfile oruç sevâbı verilir. Bu, hadîs-i şerîf ile sâbittir.

      Üç günden sonra her gününe birer ay oruç sevâbı verilir.

      Receb-i şerîf Cenâb-ı Hakk’a mahsus bir ay olduğu için yalnız Zât-ı İlâhî’yi bildiren İhlâs-ı şerîf sûresi’ni çok okumalı; tevhid, istiğfar ve salevât-ı şerîfeleri ihmal etmemelidir.

      Bu ayda 2 kandil vardır:

      1. İlk Cuma gecesi Regaib Kandili,

      2. 27′nci gecesi Mi’rac Kandili.

      1′inci gecesi bir tesbih namazı veya Receb-i şerîfin ilk onu zarfında bir defaya mahsus olmak üzere kılınan on rek’at namaz kılınabilir.

      Bu namazda, her rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 3 „Kul yâ eyyühel-kâfirûn…“, 3 İhlâs-ı şerîf okunur. Nitekim ileride kılınış şekli anlatılacaktır.

      Receb ayında her gün başında ve sonunda 7′şer Fâtiha-i şerîfe okumak sûretiyle 100 İhlâs-ı şerîf okumak da çok sevaptır.

      Bu ayda, mümkün olduğu kadar Hatm-i Enbiyâ yapmalı ve oruç tutmalıdır. 13, 14 ve 15′inci günlerinde oruç tutanlar, bu sünnet-i şerîfeyi yerine getirdiklerinden, nice hastalıklardan şifâ bulur.

      Receb Ayında Kılınacak Namaz

      Receb’in 1′i ile 10′u arasında, 11′i ile 20’si arasında ve 21′i ile 30′u arasında sadece birer defa olmak üzere kılınacak 10′ar rek’at Hacet namazı vardır. Hepsinin de kılınış şekli aynıdır. Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat Cuma ve Pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdâldir.

      Bu namaz, mü’min ile münâfığı ayırır. Bu 30 rek’at namazı kılanlar hidâyete ererler. Münâfıklar bu namazı kılamazlar. Bu namazı kılanın kalbi ölmez.

      Bu 30 rek’at namaz, Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivâyet edilmiştir.

      Kılınış şekli

      Hacet namazına şu niyetle başlanır:

      „Yâ Rabbî, beni dünyayi teşrifleri ile nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, feyz-i ilâhîne, rızâ-i ilâhîne nâil eyle. Âbid, zâhid kulların arasına kaydeyle. Dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-i şerîfin için Allâhü Ekber.“ [1]

      Her rek’atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 „Kul yâ eyyühel-kâfirûn…“, 3 İhlâs-ı şerîf okuyup, 2 rek’atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek’at tamamlanır.

      Namazdan sonra 11 defa:

      لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

      „Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil-hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr“

      Receb’in 11′i ile 20’si arasında kılınan 10 rek’attan sonra 11 defa şu duâ edilir:

      اِلهًا وَاحِدًا اَحَدًا صَمَدًا فَرْدًا وِتْرًا حَيًّا قَيُّومًا دَائِمًا اَبَدًا

      „İlâhen vâhiden ehaden sameden ferden vitran hayyen kayyûmen dâimen ebedâ“

      Receb’in 21′i ile 30′u arasında kılınan 10 rek’atten sonra da, şu duâ 11 kere okunur:

      اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا اَعْطَيْتَ وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَلاَ رَادَّ لِمَا قَضَيْتَ وَلاَ مُبَدِّلَ لِمَا حَكَمْتَ وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ اْلاَعْلَى الوَهَّابِ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ اْلاَعْلَى الوَهَّابِ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ اْلاَعْلَى الْكَرِيمِ الوَهَّابِ يَا وَهَّابُ يَا وَهَّابُ يَا وَهَّابُ

      „Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte ve lâ mu’tıye limâ mena’te ve lâ râdde limâ kazayte ve lâ mübeddile limâ hakemte ve lâ yenfeu zel-ceddi minkel-ceddü. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-vehhâb. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-vehhâb. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-kerîmil-vehhâb. Yâ vehhâbü yâ vehhâbü ya vehhâb“

      Toplam Okunma 196 Bugün Okunma 1

      Gönderildi En Güzel Duâlar, ilmihal | Yorum Yok »

      Salevât-ı Şerîfeler (Salât-ı Münciye - Salât-ı Fethiyye - Salât-ı Nâriye )

      Gönderen Editör on 16th Haziran 2007

      Salât-ı Münciye

      salati munciye

      „Allâahümme salli alâa seyyidinâa Muhammedin ve alâa âali seyyidinâa Muhammedin salâaten tünciinâa bihâa min cemî’ıl-ehvâali ve’l âafâat. Ve takdıy lenâa bihâa cemî’alhaacâat ve tütahhirunâa bihâa min cemî’ıs-seyyi’âat ve terfeunâa bihâa ındeke a’led-derecâat ve tübelliğunâa bihâa aksa’l gaayâat. Min cemî’ıl-hayrâti fi’l-hayâati ve ba’del-memâat. İnneke alâa külli şey’in kadiyr.“

      Mânâsı:

      „Allâh’ım, Efendimiz Muhammed’e ve ehl-i beytine bizi bütün korku ve âfetlerden kurtaracağın, bütün ihtiyaçlarımızı göndereceğin, bütün günahlarımızdan temizleyeceğin, nezdindeki derecelerin en yücesine yükselteceğin, hayatta ve ölümden sonra bütün hayırların nihâyetine ulaştıracağın şekilde râhmet eyle. Muhakkak sen her şeye kaadirsin.“

      Salât-ı Fethiyye

      salati fethiye

      „Allâahümme salli ve sellim ve bâarik alâa seyyidinâ Muhammedini’l-fâtihı limâa uğlika ve’l-hâtimi limâa sebeka nâasırı’l-hakkı bi’l-hakkı ve’lhâadii ilâa sırâatike’l müstakıym ve alâa âalihii hakka kadrihii ve mikdâarihi’lazıym.“

      Mânâsı:

      „Allâh’ım salât ve selâm eyle ve mübarek kıl; kilitlenmişlerin açıcısı, öncekilerin sonuncusu, Hakka hak ile yardımcı, doğru yoluna hidâyet eden Efendimiz Muhammed’e ve onun ehl-i beytine onun kadrince ve azîm mikdarınca.“

      Salât-ı Nâriye

      salati nariye

      „Allâahümme salli salâaten kâamileten ve sellim selâmen tâammen alâa seyyidinâa Muhammedini’l-lezii tenhallü bi-hil’ukadü ve tenfericü bihi’l-kürabü ve tükdaa bihi’l-havâaicü ve tünâalü bihi’r rağaaibü ve husnü’lhavâatimi ve husnü’l-havâatimi ve yüsteska’l ğamâamü bivechihi’l-keriim ve alâa âalihii ve sahbihii fîi külli lemhatin ve nefesin bi-adedi külli ma’lûmin lek.“

      Mânâsı:

      „Allâh’ım, kendisi hürmetine düğümler çözülen, gamlar-kederler açılan, ihtiyaçlar giderilen, isteklere, hüsn-ü hâtimelere güzel âkibetlere nâil olunan, kerem (cömertlik) sahibi yüzü-suyu hürmetine bulutların sulandığı, Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e ve onun âl ve ashâbına; her bakış ve her nefeste ve zâtınca mâlum olanların sayısınca, kâmil bir rahmet ve tam bir selâmet ihsan eyle.“

      Her gün Peygamber Efendimize çokça salevât okumalıdır. Bilhassa salât-ı münciye, salât-ı nâriye ve salât-ı fethiyye’ye devam edilmelidir. Herhangi bir sıkıntı anında bunların hatmi yapılarak duâ edilirse, Cenâb-ı Hakk dilekleri kabul eder. Salât-ı Münciye’nin hatmi 1000 , salât-ı nâriye’nin hatmi ise 4444 defa okumaktır.

      Toplam Okunma 205 Bugün Okunma 2

      Gönderildi En Güzel Duâlar | Yorum Yok »

      Bazı Duâlar…

      Gönderen Editör on 12th Haziran 2007

      Sabahleyin evden çıkarken okunur:

      sabah-cikarken

      „Bismillâhi tevekkeltü alellâah lâa havle velâa kuvvete illâa billâahil aliyyil azıym.“


      Sabahları, bilhassa çarşı ve pazarda okunur
      :

      carsi-pazarda-okunur

      „Lâa ilâahe illellâahü vahdehüü lâa şeriyke leh lehü’lmülkü ve lehü’l-hamdü yuhyii ve yümiytü ve hüve hayyün lâa yemüütü biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadiyr.“

      Mânâsı:

      Allâh‘dan başka hiçbir ilah yoktur. Ancak tek o vardır. Onun ortağı yoktur. Öldürür ve diriltir. O diridir, ölmez. Hayır, onun yed-i kudretindedir. O, her şeye kaadirdir.“

      Bu duâ her sabah 11 defa okunur. Çarşıya çıkarken, yollarda, sokaklarda her yerde okunur. Peygamber Efendimiz: “Bunu okuyana Cenâb-ı Hakk bir milyon hasene verir, bir milyon günahını siler, derecesini de bir milyon yükseltir” buyurmuşlardır. Okuyan mü’minin imânı tazelenmiş olur. Bu duâ şefâat-ı Resûlüllâh’a en büyük vesiledir.


      Ömürün uzun ve mes’ud olması
      , imanlı ölmek için

      mesud-ol

      „Sübhâanellâahi mil’elmiizâan ve müntehe’l-ılmi ve mebleğarrızâ vezinetel-arş.“

      Mânâsı:

      Allâh’ı mîzanın dolusunca, ilmin nihâyetince, rızâsı büyüklüğünce ve Arş’ın ağırlığınca tesbih ederim.“

      Bu duâ sabah ve akşam üç defa okunur. Ömürünün uzun ve mes’ud olması, imanla ölmek, kabir azabından kurtulmak, sırat köprüsünden geçmek ve Cennet’e vâsıl olmaya vesile olur.

      Helaya Girerken Okunacak Dua

      helaya girerken

      „Euuzü billâahi minel hubsi vel habâais

       

      Heladan Çıkarken Okunacak Dua

      heladan cikarken

      „Elhamdü lillâhillezî ezhebe annel ezâ ve aafâanii min zâlik.“

      Mânâsı:

      Hamd olsun O Allâh’a ki, bizden ezâyı giderdi ve ondan beni kurtardı.

      Helâdan çıkınca bu duâyı okumaya devam edenler idrar ve abdest yollarında hastalık görmezler. Helâ ve hamama sol ayakla girilir, sağ ayakla çıkılır. Eve ve câmiye ise sağ ayakla girilir, sol ayakla çıkılır.

      Toplam Okunma 69 Bugün Okunma 1

      Gönderildi En Güzel Duâlar | 1 Yorum »

      www.esenyurtweb.com www.esenyurtonline.comwww.esenyurtunsesi.com

       
      | Kuran |ihya | Molla Cami | Süfli | Zehirli OK | Sağlık | Rüya Tabirleri | Kitap|