Alışverişte Aldatan bizden değildir!. [H.Ş-Musned-i Ebu Hanife]

Ayasofya’nın İbadete Açılan Bölümü

Ayasofya’nın İbadete Açılan Bölümü

Kulağa hoş geliyor görünse de, bir milletin kendi tarihinde bocalayışını gösteren ve Batı’nın yüzyıllar öncesine dayanan kuyruk acısının, “çağdaşlık”la paketlenip, “medeniyet ve hoşgörü” tabağıyla önümüze servis yapıldığının güzel bir numunesi…

Kendi tarihimizi, yine kendimize kısıtlayışımızın hazin öyküsüdür bir nevi… Başlı başına bir “ibadethane” olan mekânın, bir “bölümle” sınırlandırılıp toplumsal manifestonun sesini kesme çabası… Açlıktan ağlayan çocuğun, susması için birkaç kırıntıyla yetindirilmeye çalışılması… Tabi tüm bunlara karşılık milletimizin, âfâki ve enfüsî tefekkürden uzak, imanından bîhaber ve yaşantısı da hasbelkader olunca, sonucun da bu şekilde olması kaçınılmaz oluyor.

 

YETERİNCE CÂMÎ YOK MUDUR?

Artık iyiden iyiye milletimiz de bu sözün büyüsüne kaptırmış kendini. “Sahi, gerçekten yeterince câmi yok mu?” düşüncesiyle, müze olarak kalmasını destekleyenler yok değil.

Öyle bir yerdeki tarihi eserin cami olmasına gerek yok. Zaten o mevkide yeterince cami var. Sonuçta insanlar ibadetlerini evde de yapabilir.” demek, bazı “turizmsever”lerin kulağına hoş geliyor olsa da, işin aslı öyle değil. Bizim sorunumuz câmi kıtlığı mı ki?

Oranın “câmi” hüviyeti kazanması için yapılan tüm çalışmaları, “yer yokluğu” ile kıyaslayan zihniyete ne denebilir? Yok, gerçekten sorun yer yokluğu ise ve yeterince câmi varsa, acaba Ayasofya’nın biraz ilerisine neden Sultanahmet Câmi yapılmıştır? Kezâ yine biraz bu tarafına Firûz Ağa Camîsi… Ecdat bunu düşünememiş midir?

Tarihi eserleri bir ağaca benzetip, oraların câmiye çevrilmesini yeşil alanları yok etmek olarak algılayanlar, bu hassasiyetlerini yabancılara peşkeş çekilip plazalar yapılan yurdumuzun yeşil alanlarına gösterselerdi, muhakkak daha faydalı bir iş yapmış olurlardı.

İbadete açılırsa turizme kapanır” endişelerinden kendini alamayanların, Sultanahmet Câmî’nin de ibadete açık olup, hiç turistin eksik olmadığını görmezden gelmeleri de gariptir.

İbadethaneler sadece ihtiyaç doğrultusunda yapılır” şeklindeki maddeden manaya geçememiş bir anlayışıyla, o bölgede kimsenin yaşamadığını dolayısıyla Ayasofya’nın câmi olmasının gereksizliğini savunanların ya Sultanahmet’in gündüz nüfusunu görmemiş olmaları veya günde 5 vakit namaz kılındığını bilmiyor olmaları gerekir.

—————————————

Konu ile ilgili Yazılar:

—————————————

Toplam Okunma 1253 Bugün Okunma 2



Yorum yaz