BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Bir gün Hz.Ali (r.a) (k.v) geldiler. Hz. Ömer(r.a), Hz. Ebubekir(r.a), Hz. Osman (r.a) Efendilerimiz, imam Ali efendilerimizin hanesine gelip, “Gazan mübarek olsun, Ey Allah’ın Aslanı” dediler. Hz Ali bir kalaylı tas ile bal getirdi ve önlerine koydu. İkram ettiler. Hz Ebubekir (r.a) mübarek elini uzattı gördü ki tasın içinde bir kara kıl var, elini uzattı kılı almak istedi, Hz Ömer (r.a) kılı aldırmadı ve dediki “bizler Resulu Ekrem’in vezirleriyiz, Fatıma-tül-Zehra belki bizlere tecrübe için kılı koymuştur. dördümüz üçer tevil edelim, münasip olmazmı” dedi.
O anda Hz Ebubekir efendimiz buyurdu:
1-Namaz kılanların kalbi nurludur bu tasdan, dünya endişesini kalbine gönlüne namaz kılmak tatlıdır bu baladan, ikiyüz türlü mahrubattan pak olup Hak tealaya teveccüh incedir bu kıldan.
Hz. Ömer (r.a) :
2-Misafir seven hane sahiplerinin kalbi nurludur bu tasdan, misafir ile sohbet etmek talıdır bu baldan, misafirlerin kalbi incedir bu kıldan.
Hz Osman (r.a) :
3-Alimlerin kalbi nurludur bu tasdan,alimler ile sohbet etmek tatlıdır bu baldan, kuranın mânasını vermek, incedir bu kıldan.
Hz Ali (k.v) :
4-Gazaya giden gazilerin kalbi nurludur bu tasdan, alkanlar ile boyanıp kafir ile cenk etmek tatlıdır bu baldan, kul hakkı üzerine geçirmeden hanesine dönmek, incedir bu kıldan…
Ondan sonra Hz Fatıma (r.a) bi tevil de ben yapayım dedi ve buyurdu;
5-Erkeğini hoşnut eden hanımların kalbi; nurludur bu tasdan, erine cefa etmeden güzelce geçinmek; tatlıdır bu baldan, kocasını hakkını yerine getirmesi ve kendinden razı etmek; incedir bu kıldan.
Sonra Resulu Ekrem efendimiz’e (S.a.v) haber yolladılar, efendimiz (s.a.v.) teşrif etti ve bende bir tevil edeyim dedi ve buyurdu;
6-Ümmetimin kalbi nurludur bu tasdan, kevser şarabı tatlıdır bu baldan, şeriâtımın yolu incedir bu kıldan.
ondan sonrada Cenabı Hak Cebrail’i (a.s) gönderdi, Allahu Teala şöyle buyurdu:
7-Dostum ya Muhammed (s.a.v) senin mübüvvet mühürün nurludur bu tasdan, yarın kıyamet gününde ümmetine şefaat etmek tatlıdır bu baldan, sıraât köprüsü incedir bu kıldan. diye buyurdu.
Ondan sonra Resulu Ekrem (s.a.v) el kaldırıp huzurunda dua ettiler, Yarabbi bu bal tasvirini okuyana, dinleyene, ikiyüz peygamber sevabı isterim senden dediler. hepsi amin dedi. Allah teâla’dan hitap geldi; “Ya muhammed (s.av) her kim bu bal tasvirini okusa, okutursa, yahut yazdırıp yanında taşır ve yazdırıp ümmetine hediye ederse, İzzet ve Celalım hakkı için ben o kimselere ikiyüz peygamber sevabı veririm” diye buyurdu.
Bir kimse kendine adet edinip hergün okusa ve okumaya devam etse katiyyen dünya darlığı görmez. Fakru-zarurete düşmez. Ölürken hüsnü hâtime nasip olur. Ahirete iman ile gider, gelecek kaza ve belalardan kendini Cenabı Hak muhafaza eder.
Toplam Okunma 2213 Bugün Okunma 5
Her müslümanın Peygamber Efendimiz (S.a.V) üzerşne Salavat-ı şerife okuması bir vazifedir. Allah-u Teâlâ Ahzâb Sûresi’nin 56. Ayetinde meâlen, “Muhakkak ki Allah-u Teâlâ ve melâikesi o nebiye Sâlât ile ikramda bulunurlar. Ey iman edenler, haydin ona teslimiyet ile salât ü selâm getirin..” buyurmuştur. Resulullah Efendimiz (S.a.V) de “Ben kimin yanında anılırsam üzerime salevât getirsin. Kim bana bir salevât getirirse Allahü Teâlâ bu salevatına mukabil o kimseye on ihsanda bulunur., on günahını siler ve derecesini on kat yükseltir. ” buyurmuştur.
Salevât-ı şerife bir ibadettir. Onunla Allahü Teâlâ’ya yaklaşılır.
Yukarıda beyan olunan ayet-i keriede emrolunduğu için her müslümanın ömründe bir kere Peygamber Efendimiz (S.a.V) ‘e salevât okuması bil-ittifak farzdır. Bir mecliste Peygamber Efendimiz (S.a.V)’in ismi geçtiği zaman salevat okumak vaciptir. Aynı mecliste Peygamber Efendimiz (S.a.V) ‘in ismi tekrarlansa tekrar salevat okumak mustehaptır. Bütün namazların son oturuşunda, sünnet-i gayri müekkedelerin ve dört rekat kılınan bütün nafile namazların ilk ve son oturuşunda teşehhüdden sonra ve cenaze namazının ikinci tekbirinden sonra salevâtı şerife (Allahümme Salli, Allahümme Barik) okumak sünnettir. Bir mâni yoksa her zaman salavât okumak müstehaptır.
Cuma günü ve gecesi, cumartesi, pazar ve perşembe günlerinde salevât okumak müstehaptır. Sabah, akşam, mescide girerken ve çıkarken, Peygamber Efendimiz (S.a.V)’in kabrini ziyaret ederken, Safâ ve Merve’de, cuma hutbesi ile sair hutbelerde, ezandan sonra, kamet edilirken, dua ederken, duanın başında, ortasında ve sonunda, kunut duasından sonra, hacda telbiyeyi bitirdikten sonra , bir yere toplanınca ve dağılırken, abdest alırken, kulak çınlarken, bir şeyi unuttuğu vakit, vaaza başlarken, ilim okurken, derse başlarken, hadis-i şerif okumaya başlarken ve bitirirken, suâl ve fetva yazarken, kız isterken, kitap yazarken,
Toplam Okunma 1051 Bugün Okunma 3
Receb’in 27′nci gecesi yani 26′sını 27′sine bağlayan gece “Mi’rac gecesi”dir. Bu gecede yatsıdan sonra 12 rek’at Hâcet namazı kılınır. Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâsı şerîf okunur ve 2 rek’atte bir selâm vermek sûretiyle kılınır. Namazdan sonra:
4 Fâtiha-i şerîfe,
100 defa:
“Sübhâne’llâhi ve’l hamdü lillâhi ve lâ ilâhe ille’llâhü vallâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyi’l azıym.”
100 defa da:
“Estağfiru’llâhe’lazıym ve etûbü ileyk.”
100 defa salevât-ı şerîfe okunur.
Yukarıda târif edilen namaz 12 rek’at yerine 100 rek’at da kılınabilir.
Toplam Okunma 1611 Bugün Okunma 4
Müslüman her işinde olduğu gibi alışverişinde de dürüst olmalıdır. çok para kazanmak hırsıyla kimseyi aldatmamalı, sattığı malın kusurunu gizlememeli, eline fırsat geçerse piyasa değerinden fazlaya satmamalı, kalitesiz bir malı kaliteli diye satmamalıdır.
Başkasının maluının değerini düşürmek için kötülememelidir. Bütün bunlar aldatmadır ve haramdır.
Malın iyisi ile kötüsünü karıştırmak da haramdır.
Resulullah Efendimiz (S.a.v) “Bizi aldatan bizden değildir.” buyurmuştur. Aldatılan taraf ister satan, ister satın alan olsun; eğer alışverişte gabn-i fahiş (fahiş aldatma) varsa tek taraflı olarak alışverişi bozabilir.
Bir malın rayiç değerinden yüksek satılmasına veya düşük alınmadına (gabn) denir. Bunun kabul edilebilir miktarına (gabn-i yasir), normal kabul edilmesi mumkun olmayacak miktarda fazla olanına da (gabn-i fâhiş) denir. Bu miktar ticarette yirmide bir, hayvanatta onda bir, gayri menkulde beşte bir olarak belirlenmiştir.
Alışverişte gabn-i fahiş bulunursa karşı tarafın cayma hakkı vardır. Kusuru söylenmeden satılan malı, satın alanın da geri verme hakkı vardır. Tüccar ve sair insanlar nazarında malın kıymetini düşüren şey, o malda kusurdur. Bir kimsenin “bu malı ben nasıl olsa satacağım, insanlar bunu benden almaya mecbur.” diye değerinden fazlaya satması veya “falan kimse çok sıkışmış, malını satmaya mecbur kalmış, bunu benden başkası almaz” diye değerinden ucuza alması caiz olmaz, kul hakkıdır.
Toplam Okunma 1090 Bugün Okunma 4