Iki göz'e cehennem atesi dokunmaz: Allah korkusundan aglayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. [H.Ş]


Namazın Vâcibleri

Namazın Vâcibleri

 

  1. Namaza “Allâhü ekber” lafzı ile başlamak,
  2. Fâtiha-i şerîfe okumak,
  3. Fâtiha’dan sonra bir sûre veya kısa bir sûreye muâdil olacak kadar âyet okumak,
  4. Kırâeti evvelki iki rek’ata tahsis etmek,
  5. İki secdeyi birbiri ardınca yapmak,
  6. Tâdil-i erkâna riâyet etmek. Yâni rükû ve secdeden doğrulunca ve diğer rükünler arasında mafsallar mutmain (her âzâ kendi mahallinde müstekar) oluncaya kadar beklemek,
  7. Ka’delerde et-Tehıyyâtü okumak,
  8. Namazın sonunda selâm vermek,
  9. Öğle ve ikindi namazlarının farzlarında Fâtiha ve sûreleri gizli (sessiz) okumak,
  10. Sabah, akşam ve yatsı farzlarıyla cuma ve bayram namazlarında imam olan kimse, Fâtiha ve sûreleri cehrî (sesli) okumak,
  11. Üç veya dört rek’atli namazlarda ikinci re’katten sonra oturmak,
  12. Fâtiha’yı, zamm-ı sûre veya âyetten evvel okumak,
  13. Namazda sehven terk edilen vâciplerden dolayı sehiv secdesi etmek,
  14. Vitir namazında kunut okumak,
  15. Secdeye alın ile birlikte burnunu da yere koymak.

Toplam Okunma 375 Bugün Okunma 0

Hayız ve Nifas Hallerinde Yapılması Haram Olan Şeyler

Hayız ve Nifas Hallerinde Yapılması Haram Olan Şeyler


  1. Namaz kılmak. Hayız ve nifas hâlinde olan hanımlar namaz kılamaz. Bu halde kılınmayan namazlar sonradan kazâ da edilmez. Tilâvet ve şükür secdesi de yapılmaz. Ancak, arzu edilirse namaz vakitleri girdiğinde abdest alıp, seccadeye oturulup; “Estağfirullah, Sübhânallâh, Elhamdülillah” gibi tesbihlerle meşgul olunur.

  2. Oruç tutmak. Hayız ve nifas halinde oruç tutulamaz. Ancak; Ramazan orucu sonradan kaza edilir.

  3. Kur’an-ı Kerim okumak. Sadece zikir, senâ yahut duâ makamında olan âyetler bu maksatlarla okunabilir. Fakat, hüküm ve haber bildiren âyetler duâ, senâ ve zikir maksadiyle de olsa okunamaz.

  4. Kur’ana el sürmek (Bir âyet bile olsa…). Kâğıt, bez ve duvar üzerinde bile olsa, âyete dokunamaz. Ancak, yapışık ve dikişli olmayan bir kılıf ile dokunabilir. Elbisenin yeni ile tutmak da tahrîmen mekruhtur.

  5. Mescide girmek. (Tekke ve medreseye girebilir.)

  6. Kâbe’yi tavaf etmek.


  1. Kocası ile zevciyyet muâmelesinde bulunmak.

  2. Kocasının, göbeği ile diz kapakları arasından çıplak olarak faydalanması. Kocası ile aynı yatakta yatmalarında bir mahzur yoktur. Pişirdiği yemekler ve içtiği suların artıkları da mekruh değildir.

Toplam Okunma 338 Bugün Okunma 0

Kadınlara Mahsus Haller

Kadınlara Mahsus Haller

 

Kadınlara mahsus üç hal vardır:

  1. Hayız,

  2. Nifas,

  3. İstihâza.

  1. Hayız: Kadınlık çağına ulaşmış birinin rahminden, muayyen müddetler içinde gelen kandır. En erken 9 yaşında başlar, en geç 55 yaşında biter. Bu sûrette gelen kana “hayız kanı”, bu hâle “hayız hâli” veya “aybaşı hâli”denir.

  2. Nifâs: Doğumdan hemen sonra kadının rahminden akan kandır. Lohusalık kanı da denir.

  3. İstihâza: Hayız görmekte olan bir kadından üç günden eksik, yahut on günden fazla gelen kana istihaza kanı denir. Lohusa kadından ise, 40 günden fazla gelen kan istihâza kanıdır. Bu kan, kadının namazına, orucuna ve diğer ibâdetlerine mâni olmadığı gibi, cinsî yakınlığa da engel teşkil etmez. İstihâza kanı gelen kadın, her vakit başında abdest alır, namazını kılar. Bu, kesilmeyen burun kanı gibidir.

  •  

  • Hayız; en az üç gün üç gece, en çok on gün on gece devam eder.

  • İki adet arasındaki temizlik haline “tuhur”, denir. Bunun en az müddeti 15 gün olup, en çok müddeti için ise hudut yoktur.

  •  

  • Nifâsın en az müddeti için konulmuş bir hudut yoktur. Hattâ bazı yerlerin kadınlarında çocuk doğduktan sonra kan gelmez, veya gelse bile hemen kesilir. Onların derhal yıkanarak namaz ve diğer ibâdetlerini yerine getirmeleri lâzımdır. Nifâsın en çok müddeti doğumdan başlayarak kırk gündür. İkiz doğuran bir kadının nifâs günleri evvelki çocuğun doğduğu vakitten hesaplanır.

  • Kadının mûtad (kendisince alışılmış) hayız müddeti gerek az, gerek çok olsun, onun hayız müddetinin arasına giren tuhûr yâni kan gelmeyen zaman, hayızdan sayılır. Meselâ: en az hayız müddeti olan üç günün birinci ve üçüncü günlerinde kan gelip, arada geçen ikinci gününde kan gelmemiş olsa, bu ikinci gün de hayızlı sayılır.


  • Hayızın bittiğinin anlaşılması için akıntının renginin tamamen beyaza dönmesi lâzımdır. Kan kırmızı renkte olmakla beraber, toprak rengi, bulanık, yeşil, sarı ve siyah olarak da gelebilir.

  • Bazı kadınlarda âdet günleri sâbit değildir. Meselâ bir ay altı, diğer bir ay beş gün âdet görebilir. Bu durumda kesildiği gün olan beşinci gün yıkanır, namazını kılar, orucunu tutar fakat ihtiyâten kocası ile beraber olamaz. Mûtadı olan günü sayar.


  • Bazı kadınların âdet günleri muayyendir. Meselâ, her ay altı veya yedi veya dokuz gün âdet görürler. Bir âdet bir defa ile kararlaşmış sayılır. Şöyle ki; ilk defa âdet görmeye başlayan bir kız 7 gün kan, bundan sonra temizlik görse, âdeti 7 gün olarak kararlaşmış olur.


  • Kadınların muayyen âdet günleri bazı kere değişir. Bir âdetin değişmiş olması için ona zıt iki âdet hali görülmelidir. Her ay altı gün âdet gören bir kadın, üst üste iki ay Meselâ sekiz gün âdet görecek olsa artık âdeti altı gün değil, sekiz gün olur.

Toplam Okunma 320 Bugün Okunma 0

Ef’âl-i Mükellefîn

Ef’âl-i Mükellefîn


İslâm dîni akıllı ve bâliğ olan müslüman erkek ve kadınlara bazı emir ve yasaklarda bulunmuştur. Bu emir ve yasaklara teklif, müslümanlara da mükellef denir. Mükelleflerin işlemeleri veya işlememeleri gereken şeylere de ef’âl-i mükellefîn denir.

Ef’âl-i Mükellefîn Sekizdir


Farz: Kat’î delil ile sabit olan hükümlerdir ve iki kısımdır:
a) Farz-ı ayın: Mükellef her müslümanın ancak kendisinin yapması ile yerine gelen amellerdir. Beş vakit namaz ve oruç gibi.
b) Farz-ı kifâye: Bazı müslümanların yapmaları ile diğer müslümanlardan mesûliyet kalkan farzlardır. Cenâze namazı ve selâm almak gibi. Eğer böyle bir farzı müslümanlardan hiçbirisi yapmazsa hepsi mes’ûl olurlar.

Vâcip: Farz derecesinde kat’î olmayan delille sabit hükümlerdir. Vitir ve bayram namazları gibi.

Sünnet: Peygamberimizin sözü, işi ve başkası yaptığında hoş gördüğü şeylerdir. Sünnet ikiye ayrılır:
a) Sünnet-i müekkede: Peygamberimizin devamlı olarak yapıp, pek az terk ettiği sünnetlerdir. Sabah ve öğle namazının sünnetleri gibi.
b) Sünnet-i gayri müekkede: Peygamberimizin arasıra yaptığı sünnetlerdir. İkindi ve yatsı namazının ilk sünneti gibi

Müstehab: Peygamberimizin bazen işledikleri şeylerdir. Sadaka vermek ve nâfile oruç tutmak gibi.

Mübah: İşlenmesinde sevap, terk edilmesinde günah olmayan şeylerdir. Oturmak, kalkmak, yemek, içmek gibi.

Mekruh: işlenmesi hoş görülmeyen ve amelin sevâbını eksilten şeylerdir. Namaz içinde etrafa bakmak gibi.

Müfsid: Başlanmış bulunan bir ibâdeti bozan şeylerdir. Abdestli iken bir yerinden kan veya irin çıkmak, namazda gülmek ve oruçlu iken bir şey yemek gibi.

Haram: İşlenmesi kat’i delille yasak edilen şeylerdir. Alkollü içki içmek, anaya-babaya âsi olmak gibi.


Toplam Okunma 411 Bugün Okunma 3

İslam’ın Şartları

HTML clipboard

İslamın Şartları


İslâm: Resûlullah Efendimiz’in tebliğ buyurduğu şeyleri dil ile ikrar, kalb ile tasdik ederek Cenâb-ı Hakk’a itâat etmektir.

İslâm’ın şartı beştir. Yani İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur.


Kelime-i şehâdet getirmek,
Namaz kılmak,
Zekât vermek,
Ramazan orucunu tutmak,
Haccetmek.


İslamın şartlarını yerine getiren kimseye mümin ve müslüman denir. Bu şartlardan herhangi birini inkâr eden ise dinden çıkmış olur.


Kelime-i Şehâdet


İslâm’ın birinci şartı olan kelime-i şehâdet şudur:

 

Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh“

Mânâsı:

„Ben şehâdet ederim ki, Allâh’dan başka ilâh yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm onun kulu ve resûlüdür.“

Toplam Okunma 363 Bugün Okunma 0

Mezhebler

Mezheb

 

 

Mezheb, büyük din müctehidlerinin edille-i şer’iyye’den çıkardıkları mes’eleler ve hükümler topluluğudur.

 

Mezheb iki kısımdır:

 

  1. İ’tikadda mezhep,
  2. Amelde mezhep.

İ’tikadda hak mezheb, Ehl-i sünnet ve Cemâat mezhebi’dir. Bu da Peygamber Efendimizin ve Ashâbının i’tikad (inanç) ve ameli üzere olanların mezhebidir.

 

Ehl-i sünnet ve cemâat mezhebinin i’tikatta imamları:

 

  1. İmam Ebû Mansûr Mâtüridî
  2. İmam Ebü’l Hasen Eş’ârî.

Biz Müslüman Türkler’in umûmiyetle İ’tikatta imamı, İmam Ebû Mansûr Mâturidî hazretleridir.

 

İmam Ebû Mansûr Muhammed Mâturidî, hicrî 280 (M.894) tarihinde Türkistan’da, Semerkant şehrinin Mâturid köyünde doğmuş ve 333 (M.945) tarihinde Semerkant’ta vefat etmiştir.

 

İmam Eş’arî hazretleri H. 260 (M.873) tarihinde Basra’da doğmuş, 324 (M.936) da Bağdat’ta vefat etmiştir.

 


 

Amelde Hak Mezhebler

 

Ehl-i Sünnet ve Cemaat’in amelde mezhebi dörttür:

 

  1. Hanefî Mezhebi: İmamı, İmâm-ı Â’zam Ebû Hanife’dir. Adı Nu’man, babasının adı Sâbit’tir. Hicrî 80 (M.699) tarihinde Kûfe’de doğmuş, 150 (M.767) tarihinde Bağdat’ta vefat etmiştir.
  2. Mâlikî Mezhebi: İmamı, İmam Malikü’bnü Enes’dir. Hicrî 93 (M.711) tarihinde Medîne-i Münevvere’de doğmuş ve 179 (M.795) tarihinde yine Medîne-i Münevvere’de vefat etmiştir.
  3. Şâfiî Mezhebi: İmamı, İmam Muhammedü’bnü İdrîs-i Şâfiî’dir. Hicri 150 (M.767) tarihinde Gazze’de doğmuş, hicri 204 (M.819) tarihinde Mısır’da vefat etmiştir.
  4. Hanbelî Mezhebi: İmamı, İmam Ahmedü’bnü Hanbel’dir. Hicri 164 tarihinde Bağdat’ta doğmuş, hicri 240 (M.780-855) tarihinde yine Bağdat’ta vefat etmiştir.

Amelde birer hak mezhep olan yukarıda zikrettiğimiz bu mübârek imamların mezhepleri, Kitap, Sünnet, İcmâ-i ümmet ve Kıyas-ı Fukahâ üzerine kurulmuştur.

Toplam Okunma 321 Bugün Okunma 0

Sayfa 2 / 612345...Son »